Haziran Atölyeleri

Akademi Nar, korona virüs dolayısıyla evlerimize kapanıp kaldığımız yaz günlerinde, edebiyat seminerleri dışında, online atölyeleriyle de sizi alıp dünyanın bin türlü haline götürüyor, kültür ve sanat iyileştirici gücüyle gündeme renk katıyor. Atölyelerini yedi yılda binlerce kişiye taşıyan Onur Caymaz’ın büyük emeğiyle…

Haziran Seminerleri

Akademi Nar, herkesin korona virüsü dolayısıyla evlerine kapandığı günlerde hem Onur Caymaz’ın herkese açık edebiyat sohbetlerini, şiir matinalarını gündeme getirirken hem de online atölyeler döneminde öncü tavrıyla öne çıktı, mart ortasından beri uzaktan eğitimlerini sürdürüyor.*Kitap – yazar seminerlerimiz ikinci yılına girerken…

yeni bir sen…

o var ya o, bilseno sen de değilsin aslındasende, daha derinde duransendeki bir sen sen de ki onabendeki bir şeftalinin çekirdeğialamadığım bir elbisenin sanarengârenk etekliğidir, uçup giderbalkondan sonsuza ne güzel… Bergama açıklarında bir gemi: Senbaşka dillerde bulunup Türkçe söylenenilk kez…

Mayıs 2020, Online Edebiyat Seminerleri

Akademi Nar, herkesin korona virüsü dolayısıyla evlerine kapandığı günlerde hem Onur Caymaz’ın herkese açık edebiyat sohbetlerini, şiir matinalarını gündeme getirirken hem de online atölyeler döneminde öncü tavrıyla öne çıktı, mart ortasından beri uzaktan eğitimlerini sürdürüyor.*2018 yılı yaz ortasında başlayıp büyük ilgiyle…

Söyle Juliet Sana Ne Yaptım..

  Ajanstaki yorgun sabahları hiç unutmadım, kedi Marlik bir yandan miyavlar, bahçemize yukarıdaki bankadan sabahın köründe gelip o gözlüklü kel bey karate – meditasyon yapar, ben de boyuna yazılmış tüm yazıların üzerinden yeniden, yeniden ve yeniden geçerdim ki kitaba girecekler……

Dünya Evi, nisanda!

Fethiye’de gittikçe unutulan bir yaz akşamında huzur. Aylası kelimelerin. O nefis Bedri Rahmi Pasajları; öyle yerler yok ama olsun, yine de o pasajları… Alev alev yanan yaralı geyik bakışları. Sarhoş gururları. Sana emanet ettiğim nefes. İnce bilekler… Tevfik Fikret’in penceresinden…

Kadın

Bugün bahar. Üçüncü cemre toprağa düştü. Ateş parçasıdır cemre… Şimdi artık deniz kıyılarında sabah vakitleri inceden duman, gün ışıdıkça göğe dağılır. Kış karanlığında değil şimdi sabahlar; temiz, aydınlık… Erken doğan gün, geç batar. Sahi gün nereye batar, nerelere çekip gider…

Ahmet Erhan Rapsodisi

mavi treni bir başına arşınlayan adam portakalın kokusu Mersin Garı’nda Cunda’da bir yaz masası Ahmet Erhan zeytindeki kekik, kerat cetveli devrimin kavimsiz peygamber, kreponsuz çocuk bayramı sarhoş martısı Deniz’in, nane likörlü votka Cihangir’de yalnız iki şairdik Ahmet Erhan kitaplığın önünde…

Bir Fotoğraf Makinesi: Haldun Taner

İstanbul’da, Anadolu yakasında yaşayanların bildiği cümledir: “Haldun Taner’de buluşalım.” Balık ekmekçiler, vapur dumanları, çiçekçiler, büfeler arasına sıkışmış Kadıköy Meydanı’nda, insanlar ertesi gün buluşacakları yeri kararlaştırırken sıklıkla duyarsınız. Sahildeki o küçük tiyatro kastedilir: Haldun Taner Sahnesi. Değil mi ki yazar, insanları…

Herkes Yalnız, üçüncü baskı…

Hep aynı geçen günlerin ortasında, 2015 kışında, artık yazamadığım Sıfır’ın zaten berbat bir kitap olduğunu, altından kalkamayacağımı düşündüğüm, bir tanem Aslıhan Türel’in bana arada derede bir gün Yeniköy’de rakı içerken anlattığı çok can yakıcı bir hikâyenin peşine düşmüştüm… Öyle başladı…

“Hayatın Yaratıcı Gücü Çıkmazdan Doğar…”

Neden “Sıfır” diye çok sordular sana söyleşilerde. Ben soruyu onunla sınırlamak istemiyorum. İlhan Berk “harfler gibi bireylerdir sayılar, biçimleri de adlarıdır” diyor. Sıfırın içine her şeyi alması, yutan bir sayı olması; herhangi bir edimle yan yana yazıldığı zaman, biçim olarak…

Geçen, yıllar olsun…

Ayakkabı boyatmaktan hiç hoşlanmam. Ne o öyle lord gibi; bir ayağını büküp adamın sandığına koyarsın, öteki ayağında haşmet, hani bir de ellerin belinde olsa tam olacak! Kralları sevmem, onların uşakları olur, bizimse dostlarımız… Hiç tanımadığım birinin, ekmek parası için karşımda…

kış için gece müzikleri

1 bizden doğacak küçüğün masalını yazarken haç oluyor kilisenin çatısında martı ile rüzgâr 2 üst üste orta kahve, şiir, çay, ıhlamur sana durdum gecelerce annesiz, yalansız 3 değmez diyordum, söz vermiştim kendime bir daha şiir yazmayacaktım hiçbir kadına 4 en…

Sıfır…

* Çünkü uzun zaman, geceleri hep erkenden yattım. Çünkü hiç sevmiyordum, çok seviyordum çünkü. Çünkü kadınlar yollardan geçerken bana bakıyorlardı ve memelerini birbirinden ayıran çizgide ışıltılar vardı. Çünkü herkes, tüm kitapları okumuştu, herkes her şeyi biliyordu, bana okunacak bir şey…

Nar Küçükken…

Nar küçükken kirpikleriyle bakıyor uyurken yıldızlara Nar küçükken salıncakta kuğu seviniyor çocuklara Nar küçükken biraz kalıyor tabağında azıcık da yoksullara Nar küçükken deli dolu bir gül dalı dalıyordu bulutlara Nar küçükken her şey küçüktü, dünya uzanıyor uzaklara Nar küçükken büyüyor,…