Kategori: BirGün Yazıları

BirGün gazetesi pazar ekinde yayımlanan köşeyazıları

16 Mart 1978 İçin 7 Ah!

Hayata karşı söylenecek sözlerim vardı. Turan Ören ben. Taylan Özgür ben. Deniz Gezmiş, Erdal Eren, Yusuf Aslan, Mahir Çayan. Bu ülkenin bütün güzel çocukları,  ‘ben’. Artık ellerim vapurlar değil benim, ellerim uzaklar değil. Ellerim ablamın bana ördüğü atkının sıcağında değil…

Söyle Katil: Yanarak Tükenir mi?

Hiç unutmuyorum. Yeşil kumaş kaplı koltukların insafı yoktur çünkü. Saksılarda kimi tozlu, su verilmemiş çiçeklerin acıması olmaz. Tül perdelerin ki kolayca yanarlar, vicdanı sızlamaz. Otel odalarının, kirli pencerelerin, tenha şehirlerin… Hiç unutmuyorum. Biliyordunuz tabii: Kan lekesi öyle kolay çıkmaz ama…

Sol Cilalı Sağcılık ve Kafa Dengi

Kafa Dengi tuhaf yapım, hani Kanal 24’teki! Deniz otobüslerinde zorla izletildiği için bu kanalı pek sevmem. Mecra başka şey, program başka şey demeyin; sözünüz kadar, onu nerede söylediğiniz de mühim. Bu adamlar zamanında, 1949 yapımı filmde kadın bacağını buzlandırarak vermiştir.1…

Unutmak, Hatırlamak, Sevgili Erdal Eren ve Gence Kalem Kıranlar…

Çok sevdiğim yazar Romain Gary, kafasına bir silah dayayıp kendini öldürmeden önceki son konuşmalarının birinde, bir gazete muhabirine şöyle söylüyor: “Her şeyi çok iyi hatırlıyorum…” Sonrasında da çok yaşamıyor zaten. İntiharında, hatırladıklarının ağırlığının etkisi var mıdır? Zararlı mıdır hatırlamak? İspanyolların…

Sevmiyorum

Boğaziçi Starbucks Şenliği’ndeki tüm arkadaşlara! Kimsin de beni hoş göreceksin, bu yukarıdan bakışın sebebi ne; aramızdaki fark nedir! Hoşgörü, midemi bulandırıyor. Aynı şekilde üç kelimenin birinde hani diyenleri; aynen öyle demeden konuşamayanları dinlemek korkunç. Yeni ‘emperyal’ Türkiye’nin saçma sapan özgüveni!…

Hasankeyf’in Çevreci Bonus’u

Hiç gitmedim, anlatandan bilirim. Diyarbakır üzerinden Batman’a doğru, Dicle çıkarmış adamın karşısına. Romanda da, hayatta da kadın adı Dicle. Yamasıdır bir yaranın o coğrafyada. 1.900 km, bu memlekette doğmuş, çocukluğunu, genç kızlığını buralarda geçirmiştir. Başı hoş gezer, gönlü taşar, durulur;…

Ayşegül Tiyatroda Hem de Türbanlı

Ferhan Şensoy, Gündeste’deki şiirlerinin birinde anlatıyordu; şiir bir şey de anlatabilir, rahat olun! Seksen sonrası, Anadolu’da uzak bir ilçede bir temsil… Devlet erkanından türbansız bir arkadaş da salonda. En ön sırada, koltukların önünde sehpa, içinde meyveler, buzlu rakı… Tiyatro bu, kolay…

Ar ve Hayâ Duygularını İnciten Burroughs

Burroughs hayatı boyunca ülkemizde çok sık görülen vasatın karşısında oldu. 1968 yılında yeraltı gazetesi RAT ile yaptığı röportajda aptal, burjuva orta sınıfı, ortalamayı yok etmek istediğini söylüyordu. Kara kamunun çarçabuk incinebilen ‘ar ve hayâ duyguları’ bu büyük müptezel için önemsizdi.…

Nâzım’a Mektup

  Sevgili ustam, Hava puslu, soğuk /kırlar koyu, kırmızı / saman sarısı, ölü yeşil /kış gelmek üzere oysa ki gönül, /kışa girmeye hazır değil demiştin bir şiirinde. Ne yapsa yaza gidemeyen sonbahar benzeri mayıstan yazıyorum sana bu mektubu. Türkiye’de kimsenin ölmeden…

Allianoi sahiden yok mu Murat Bardakçı?

Yok canım, Allianoi yok tabii. Sadece tükenmeyen aşağılamalar var. Bir yazısında çevrecileri tarif eden Bardakçı’nın bitimsiz, sıradan faşizmi… Neymiş efendim; “üzerinize eski, rengi uçmuş bir tişört geçirin” var. Horgörü buradan başlıyor, sınıflama, ötekileştirme, aşağılayarak yalnız bırakma var. “Hanım iseniz saçlarınızı…