Kategori: Dünebakan

Daha önce çeşitli yerlerde yayımlanan günlüklerden seçmeler.

Dünebakanlar 7

3 Eylül Şirketten yeni bir iş. Karaköy’deki Liman lokantasında yapılacak bayi toplantılarında görev alacağım. Oranın internetini ve bilgi işlem desteğini sağlamak. Liman lokantası harika bir yer. Karşısı bütün bütün liman.Deniz. Yabancı bandıralı gemiler. Bir gemi anımsıyorum. Rus bandıralı. Sevastapol gemisi.…

Dünebakanlar 6

1 Ağustos Eğerci köhne metayız revacımız yoktur Revaca da o kadar ihtiyacımız yoktur Nabi 6 Ağustos Beyoğlu’nda evvelce bir adam gezerdi takım elbisesiyle. Kızların yollarını kesip güzelliğinize bir şiir yazabilir miyim derdi. Anımsayacaksınız. Hafifçe tombul, gıcırdan takım elbiseleri, kel, top…

Dünebakanlar 5

1 Temmuz Şirketin önünden, gideceğim yere geç kalmış olmanın verdiği panikle, oflaya puflaya sinir içinde taksiye biniyorum. Biner binmez şoför kan kızılı soruveriyor; “hangi takımlısın arkadaşım…” Bakıyorum, taksinin hiçbir yerinde hangi takımlı olmam gerektiğine dair bir ibare, bir iz bulunmuyor.…

Dünebakanlar 4

2 Haziran“Arkadaşım öldü benim… Sabahlar bir odada müziğe çalışmak içindi… Onun için bu soğuk aralık akşamında… Reddetmişti ışıltılı Viyana’yı…” Şiir aklımda kaldığı kadarıyla Hakan Savlı’nın. Kim bilir ne zaman Adam Sanat’ta yayınlanmıştı. Dizeler kendilerini anlatıyor zaten fazlasıyla. Bir şey demeye…

Dünebakanlar 3

1 Mart Takva ‘yı yeniden izlemek. Ne diyordu, “Ben sadece iyi bir insan olmak istedim.“ İyi bir insan olmak isterken yaşadığımız çelişki. Sonra bir de bir Erkan Can mucizesi tabii ki. Eleştirmek istense bulunabilecek bir sürü şey yanında, çok ciddi…

Dünebakanlar 2

23 Şubat Necati Cumalı’nın şiirlerini okuyorum. Ne aydınlık bir hava var hepsinde. Küçük inci taneler hepsi sanki. Bir kadının boynunda güpgüzel bir takı olacaklar sonunda birleşip. Bir yönüyle hepsi aynı yolun, aynı duraklarını işaret ediyor çünkü; umudu. Yoksa neden Güzel…

Dünebakanlar 1

2007’den 8 Ocak. Uğur’un doğum günü. Babamı düşündük. Onu bu yaşına girerken görseydi. Yani 20’sine. Yirmi yaş bambaşka bir yaş. Bulutun buluttan başka bir dolu şey olabileceği bir yaş. Ağacın da öyle… Sonra babam ben yirmi yaşındayken nasıldı dedim kendi…