Kategori: Hikaye

Öykü kitaplarından seçilmiş metinler…

Mayıstı

  15 Mayıs hem de. Demek neredeyse yaza gidiyoruz, aklımda kırlangıçlar, reçel kavanozları, bir aşk hikâyesi, çağıltılı. Çünkü bağışlayacaktı herkesi, mayıstı. Sevgilisini havalimanından yolcu edip hiçbir şey olmamış gibi kaskatı geri dönüyor. Merdivenler; asansöre binmeden, yürüyen banda hiç takılmadan metroya…

Alaca

Borges’e… Tren salı ve cumartesi geceleri kalkıyordu. Şimdi karşımda. 20.05. Gar meyhanesinde, o gün de, eskiden Cemal Süreya’nın bira içtiği, biraz içtiği yerde, iki tek… Meyhanenin mavi çini çiçekleri… İstasyonun önünde çocuğunun sınavdan çıkmasını bekleyen ekose etekli, gençten bir anneydi…

Okul Çantası

Uyandı. Gerindi. Buruş buruş yatağı. Kalkıp pencereye yanaştı. Bilmediği bir ülkenin bayrağıdır, parlıyor sokakta güz güneşi. Günaydın, Paris’in en eski kestane ağacı! Duvar dibine uluorta işeyen serseri, sana da günaydın… Kahve suyu, ne haber! Camı araladı, odaya ter kokularına sarılmış…

Lodos

  Ortaçağda ressamlar, ne vakit harita çizecek olsa sevgilileri “hayatım şuraya da benim için bir ada çiz, o ada benim olsun” dermiş. Çocukken de öyle yapardık hep değil mi? Yoldan geçen ilk araba benim, şimdi çalacak parça senin olsun; gökten…

Gözetleme Deliği

Uyandı. Her sabah yapar. Evi gezindi önce. Her sabahki gibi. Sanki gece bir insandı, biriydi de gizlice eve girip bir şeyleri değiştirmiş gibi. Fakat alışmış, yıllardır böyle… Korkuyordu geceden. İtiraf edemiyordu korktuğunu. Hele bir de giriş katında oturunca… Odalar ne…

Rakı Mavisi

İETT’den emekli, namuslu bir adam Rasim usta… Karısı öldüydü kanserden, hacıya gitti sonra geçen sene. Sonra da koyver gitsin evladım Rasim, diyerekten uzattı sakallarını, bir kış gününe benzedi yüzü sanki. Sonra yaz geldi. Yazın işi bu, bir mektup gibi çıkar…

Bazen Ayla

Neden burnun uzamadı İnci? Ayla öldü, dediler… Ben Beyazıt’a gitseydim. Yağmur yağmasaydı. Çabucak akşam oldu annecik. Abim bi trene binip işe gitmişti. Kâkülleri vardı. Sigara içiyomuş vapurda. Dudakları güzeldi. Fethi Usta, şu köşedeki manavın sağından sap, sokağın sonunda büyük ağaç…

Temiz Kalan Tek Yer

Narı düşün Güneş’im, çatlayan bereketi, kapanan çarşıların serinliğini… Evvel zaman içinde, kalbur saman içinde… Develer tellâl iken, pireler berber iken, ben annemin beşiğini tıngır mıngır sallar iken, Allah’ın kulu darıdan çokmuş, az söylemek günah, çok söylemek yokmuş. Az gidilir, uz…

Nokta

Ezilmiş Leylaklar Kitabı’ndan Çok erken gittiği için babama. Aziz hatırasına… Yine ortancalar altı camının, Dışarıda sükûnu yaz akşamının, Bahçemiz sulanmış, ıslak her çiçek. Kapı çalınacak, babam gelecek… Ziya Osman SABA (Geçen Zaman, Bir Oda Bir Saat Sesi,1942)   -Rakı kapağı…