Kategori: Uncategorized

Yaratıcı Okurluk, 68. dönem başlıyor!

Akademi Nar’ın klasiklerinden olan Yaratıcı Okurluk, piyasadaki tüm “yaratıcılıkların” aksine okurluğu öne çıkarmaya Aralık ayında da devam ediyor. 4, 11, 18 ve 25 Aralık günleri 19 – 22 saatleri arasında. Bilgi için yaraticiokurluk@gmail.com – 0542 495 35 96 Benzerlerinden çok daha farklı içerikle,…

Bir Fotoğraf Makinesi: Haldun Taner

İstanbul’da, Anadolu yakasında yaşayanların bildiği cümledir: “Haldun Taner’de buluşalım.” Balık ekmekçiler, vapur dumanları, çiçekçiler, büfeler arasına sıkışmış Kadıköy Meydanı’nda, insanlar ertesi gün buluşacakları yeri kararlaştırırken sıklıkla duyarsınız. Sahildeki o küçük tiyatro kastedilir: Haldun Taner Sahnesi. Değil mi ki yazar, insanları…

Hatırla Barbara, Yağmur Yağıyordu, Dördüncü Baskı İçin…

Rappelle-toi Barbara Il pleuvait sans cesse sur Brest ce jour-là… Şarkı böyle başlıyor… “Hatırla Barbara, o gün hiç durmamacasına yağıyordu yağmur Brest’e…” Devam ediyor: “ve sen o yağmurun altında gülümseyerek yürüyordun ışıl ışıl…” Böyle söylüyor usta Prevert’in şiiri. İlk duyduğumdan…

Herkes Yalnız, üçüncü baskı…

Hep aynı geçen günlerin ortasında, 2015 kışında, artık yazamadığım Sıfır’ın zaten berbat bir kitap olduğunu, altından kalkamayacağımı düşündüğüm, bir tanem Aslıhan Türel’in bana arada derede bir gün Yeniköy’de rakı içerken anlattığı çok can yakıcı bir hikâyenin peşine düşmüştüm… Öyle başladı…

kış için gece müzikleri

1 bizden doğacak küçüğün masalını yazarken haç oluyor kilisenin çatısında martı ile rüzgâr 2 üst üste orta kahve, şiir, çay, ıhlamur sana durdum gecelerce annesiz, yalansız 3 değmez diyordum, söz vermiştim kendime bir daha şiir yazmayacaktım hiçbir kadına 4 en…

Sıfır…

* Çünkü uzun zaman, geceleri hep erkenden yattım. Çünkü hiç sevmiyordum, çok seviyordum çünkü. Çünkü kadınlar yollardan geçerken bana bakıyorlardı ve memelerini birbirinden ayıran çizgide ışıltılar vardı. Çünkü herkes, tüm kitapları okumuştu, herkes her şeyi biliyordu, bana okunacak bir şey…

0. Merhaba

  Birinci bölümü çok uzun sürmüştü, bir yıl civarında. Ne olacağını bilemiyordum çünkü. İkinci bölüm başladığında arka odada, daha Nar üç günlüktü. Aslında öncesi de var ama o kadarını saymıyorum, yoksa on yıl eder, ezilirim altında. Sonrası o kadar hızlı…

İpekli Mendil Röportajı…

Yazıyla geçen bir gününüz nasıl geçer? Nasıl programlarsınız? Aslında az ama sık çalışırım yazıya… Şöyle aktarayım. Gün benim için altı buçuk gibi başlar. Sabah insanıyımdır, gece ancak dizi, sinema izleyebiliyorum. Tartışma programı vs gibi çukurlara düşmeyeli üç yıl oldu, rahatım.…

Remzi Kitap Gazetesi, Söyleşi

Herkes Yalnız adından başlamak istiyorum öncelikle. Hem çok sade hem çok derin. Öykülerinizin genel hali gibi… Ne dersiniz? Karmaşığın hoşluğu kadar basitteki güzellik de ilgi çekici. Hem sade hem derin bulduysanız sevindim. Derinliğine bir şey diyemem, okurun ve zamanın takdiri…

Gelgelelim 40

*** Nazi kamplarından sağ kurtulan Paul Celan, 1958’de Bremen Edebiyat Ödülü’nü aldıktan sonra yaptığı konuşmanın bir yerinde şöyle der: “Onca yitirilen arasında erişilebilir, yakında ve yitirilmeden kalansa hep bir tek şey oldu: Dil. Evet, o, yani dil, her şeye karşın…