Bıyıklarım Var

rhodes

 

denize bakan evlerden geçen tren
ilk gün gibi hapisten çıkılan
ilk gün, hastaneden dönülen

yanmış sokaklar bitince acı siren
nasılsa kaybolmuş demir kapı
kar yeni kalkmış daha beyaz
bak işte: izinli pastaneler

bir kadın var yanımda
mil çekiyor gözlerime
bileğimi kanatıyor bir kadın
aynamızda aylı geceler
insanın yarası var insanda
yollar akıp gitmiş ceketimden

bir adın var yanımda
bağbozumu, güz üzümü, söz dizimi
senden başka kim bilecek
aramızda duran buğulu eriği
kara yeni damlamış bahar
bak işte: konuşma tikleri

çok eskiydi unuttum, bıyıklarım var
sen süveyda kalbimdeki siyah benek
evlenip gittiğin gün yandı taş kahve
bir midye kabuğuna gizlendim
gökkuşağı diye

bıyıklarım var ve yollar
bilir iskeledeki güvercin
kızağa çekilmiş teknenin ağrısı var
pazar günleri bitmeyen titreme
duyuşlar var avluda, yankılar
ne biçim iştir ne büyük
insanın insanda yarası var
avluda sesler, ortaçağdan kalan

kış bitiyor, çok üşüdük şuracıkta
mektup gelmiş Barba Yani’den
akşamları iyiymiş tütünde
pencereye dizili şişeler
postanenin oradan eve doğru
ceketine bir sap çiçek takarken…

iyiyim ve geçiyorum bunları
herkes öyle yapıyor artık şiirde
çay koyuyorlar, Tanrı adı veriyorlar
gelgelelim bunlar küçük teferruat
bir çizgi, iki yanında koca hayat
elim ayağıma dolaşır bilirsin
görmedin öyle nereden bileceksin
fakat bıyıklarım var, ellerim sarmaşık
bir umuttum çok eskiden
ve bak işte: mayıs beni vurdu

sonra oradan, büyük saatin yanına
pencereden giren kuş
bizi terk ediyordu
yaz 2015

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir