Cemal Süreya’nın Daktilosu

sureya11-4398-BDFB-6BBA
a: seksenüç’te bir dergi çıkmış elli lira, camlarında yağmur, biri diyordu ki ilk tanıştığımızda ellerim titriyordu karşısında… çırak ile usta, hüzün ile can, dün akşam sarı çizginin ardında solgun, okuyordum metro istasyonunda.

b: keder… ankara’nın güzü taşıran sokaklarında dolaşıyorduk, ne kışı kış ankaranın ne gecesi gece, ne yazı yaz…

c: cemal süreya, eski şarkılar, yırtık kitaplar, bitlis sigarası, kadıköy

ç: bir defter bulsam, erketede bir defter, hayat her an dalabilir yalnızlığın öptüğü kapılardan odama, cümle acılar baş edemez hazların lal oyuklarıyla

d: hep bir kağıt taşıdım elimde, tanrı tırnağını kesince atıyordu gökyüzüne, hilal ay

e: işte sessizce giriyor uykularıma doğu, karstan geçen bir trenin şiir atıyorlar camlarına çocuklar, üşürmüş dediler soğuktan bazı şiirlerin de yanakları

f: şairler de erken kalkarsa sabahları, deniz yorgunu bir mesaidir mutlak, çoğu şiirin ilk dizesi

g: zamanının en güzel sigara içen maarif müfettişi

ğ: bu öksürük yok mu, antibiyotik veriyorlardı hep bir de vitamin diye, yirmi adet hüzünlü şiir

h: mor bir vapurun camlarına yağıyor yağmur, bir hattın ilk seferinde deri koltuklar ve buğu kokuyor karşıda istanbul, ağaçlar bir kadının kolundaki incecik tüyler, her öpüşte ürperen

ı: işte dümdüz, ağaçlar gibi, kimbilir kimden ne arta kaldı taşkınlığıma…ortaoyunumuzun dekoru ilk içtiğimiz meyhanedeki mendil

i: sadece tanrılarıyla yaşayanlar mı, tüm yunanların sesleri hüzzam, bütün şarkılar kirpiklerinde sevdiğim kızın, ferinde gözlerinin mitolojik bir ayrıntı, sevda sözleri’nin arasına koyduğum resimler

j: deniz hep aynı, ama gittikçe daha da yırtılıyor üstünde durduğumuz yağlı kağıt, banyonun buzlu camı

k: zar atıyordun değil mi birilerine, bir kere tavla oynadın zaten fazıl hüsnü’yle, bir kere, fazıl hüsnü ne diyor, ne demişti fazıl hüznü…

l: kadınlar, ince uzun şişeler gibiydi, çekmeceler sabun kokulu, şiirler sanki biri bitince bir daha hiç yazılmaz gibi,aşkın yırtılan ipek sesi

m: bir kadının kalçalarına da benzer üstü, bir kalbin ters dönmüşüne de yine de iki sevgili arasında bazen en kısa yol, birbirini sesleriyle okşayan iki telefon

n: top sakal bıraktığın bir resimde, nasıldı beyazıt, yaseminler gibi güler miydi aya pera, ya galata, ya galatada arzu, dergilerden papirüs, kitaplardan güzbitiği, imzandaki o eski şapka, kadınlardan gülperi…

kapalicarsi_42008
o: önü kapalıçarşı, edipin bedesteni yandı, arkası mısır çarşısı, yok gibiydi zaten öyle kimseler , hiç kalmadı

ö: o pazartesi gözünün altındaki ince morluk, ne kadar yorgundu demişti biri, cemal abimin yüzü, ölümü tadan çiçekler…

p: gecenin kuyusuna bağlı taştı ay

r: kadınlar, hepsinde sarı kâğıtlara yazılmış bir şiir unuttu, bir piyano sesi, solgun duvarları bir evin, eski bir tütün kolonyası, mayhoş bir şey, adını alan sokaksa bir kadının tekkanatlı kalbinde…

s: insan ne anlar yalnızlıktan, kimbilir yatılı akşamlarda bir karikatürle ne paylaştığından

ş: korktuğun gibi değil şemsiyeli kadınlar, korktuklarıysa sadece yağmur…

t: ah yoksulluğun en kısa geceleri…

u: kıvrıldı yol, sokağa girdiğimde, acılı bir tiyatro, bakkalla yalnız dul tango yapıyor sokak lambasınn altında…

ü: sevda sözleri, söylendi söylenecek, oysa demişti ki bir geç şair, onların zamanı geçti zaman bizim zamanımız. sevda sürdükçe oysa, güzelim kanlı sevda, menevişli sözleri de sürecek.

sevda-sozleri_avatar
v: karnemde sevinç bir aşk hep iki, şiir zaten hep bütünlemeli çocukların işi

y: sen bıraktın ama kim değerdi ki almaya…

z: tavla oynasaydık bir puslu taşra garında, sen beş tavla sıfır, ben düş hayat altı

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir