Devlet Kirli Bir Şeydir

devlet
Devlet dediğin kirli iş arkadaş! Bir çeşit yasal mafya. Bunu bildiği için “adalet olmayınca devlet büyük bir çeteden başka nedir ki” demiş Augustinus. Devletin işleyiş mantığı, seni otopark mafyasından kurtardığını söylerken İspark denen korkunçluğa mahkum etmesidir. Dünya tarihinde gerçekleşmiş en büyük suçlar ve soykırımlar (Kızılderililerden tutun da Sivas Katliamı’na dek) ya devlet tarafından yapılmıştır ya da olan bitende devletin parmağı olduğu bilinir. Daha cebine girmeden aldığın maaşa el koyar; kullandığın arabanın benzininden haraç keser; canı isterse banka hesabını dondurup donuna dek alır, bu don niye paçalı değil, paçalı olsun diye kararname bile çıkarabilir. İstemediğin şeyi çocuğuna öğretme yetkisi olduğunu düşünecek kadar büyük görür kendini devlet, yeter ki istesin! Devlet, insan soyunun zekâsına edilmiş hakarettir. Her türlüsü elinde olsa da o senden yine de kişisel bilgilerini noter marifetiyle ister, noterler de para kazanabilmelidir. Hiçbir şey deme hakkın yoktur. Kibirdir devlet. Bıyıktır, kravattır, sıkıcı, boğucu takım elbisedir. Devlet sigara içip kanserden öleceklerin yaşına göre emeklilik yaşı belirler, halihazırda ölecek kişiler için boşa masraf etmek istemez. Devlet, beceremediği şeyi yasaklamasıyla gündemdedir. Şöyle buyurmuş Zerdüşt: “İyi ve kötü, bütün zehir içenlerin bulunduğu yere, devlet derim; iyi ve kötü, herkesin kendisini kaybettiği yere, devlet derim; herkesin yavaş yavaş ölümüne ‘hayat’ denilen yere devlet derim..” Bu Zerdüşt de işte böyledir! Dikenli teldir devlet, aynı düzlüğe basan ayakları, anayasa diye bir şeyle ayırıverir, aynı kan dolaşıyorken herkesin damarında, dikenli telin pasını karıştırır içeri. Eline silah alanı suçlar ama belli yaştan sonra silah vermek için çağırır seni; hatta silah vermemek adına para bile ister. Güvenlik sağlar ama kendi anladığı biçimde; eğitim verir, yine kendi anladığı biçimde. Kendi bilgisi dışında hiçbir şeyin doğru olduğuna inanmaz, korkunç bir babadır devlet. Devlet, yatırımcıların risk iştahıdır, dalgalı kura emanet edilmiş işçi çocukların elleridir, grev kırıcılıktır, süttozudur, yardımdır, makarnadır, ekmek almaya giderkendir devlet; Berkin’dir, İbrahim Aras’tır, Ali İsmail’dir, Uğur Kaymaz’dır. Yaşayan ve güzel olan her şeyi on sekizde serbest bırakırken on yedisinde çocuğu asmaktır; ne diyordu küçük İskender bir şiirinde: “meyve vermeyen tek ağaç darağacıdır…” Devlet, olgun bir meyve gibi parıldayan insanların çürümesidir. Vicdan dışında her yolu bilse de daha çok yol yapar devlet, fakirler sevinsin ister. Oysa yol, yeni yerlere yeni binalar, rantlar sağlamaya yarar. Devlet baraj yapar, fakirler sevinsin ister. Oysa barajın, herhangi bir fakirin sofrasına bir şey kattığı görülmemiştir. Devlet her zaman fakirden ister, zenginlerden istediği hiç görülmemiştir; zaten devlet, yapısı gereği zenginler içindir. Devlet kendisine kutsal der; oysa kutsal olan, solucandan yaprağa, ırmaktan maymuna, kuştan insana, sadece yaşam hakkıdır; yaşama, var olma, düşünme, konuşma, sevişme, barınma, delirme, inanma, inanmama hakkı! Devlet, dünyada her gece bir milyara yakın çocuğun aç uyuduğunu düşünmez, onun tek derdi tok uyuyanların vergi iadesidir; telefon görüşmeleri, ekstresi, kişisel bilgisi. ÖTV’den bile KDV alarak verginin vergisini üretebilir. Verginin vergisinin vergisini bile üretse fark etmez, kimse bir şey dememektedir. Devlet, faiz haram diyenlere, başkasının parasını faiziyle iade etmektir.

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir