Edip Cansever’in Daktilosu


gökyüzü gibi bir şey bu çocukluk hiç bir yere gitmiyor

-edip cansever-
a: bedesten günleri , yanık saraylar (sevim burak’ın kitabı, belki bir sonbahar hiç tanışmadığı)
b: meydanda gezerken kırılmış bir güvercin geliyor yanına, mevsimleri hep kıştır, saçlarında eskiden çalan tozlu çanlar
c: rüzgarda kalmış rum kadınlar, maarif takvimleri, köstekli saat iskeletleri.bir kızın ayakkabısının topuğu tramvay rayına giriyor gözlerindeki anlamla karşılaşınca
d: elyazması şiirlerini hep saklar aklında tarçın kokulu sevdalar anlamın tüy gibi uçuştuğu saatler
e: Narmanlı Han’da (bir Beyoğlu cinidir çünkü) ahmet hamdi tanpınar’a şiirlerini gösteriyor (şiir gösterilmez çünkü yaşanır sadece) bunlar güzel ama şiir değil diyor büyük şair, pencereyi açıp çay koyuyor (şiir yaşanıyor)
f: yaşarken hiç tanışmadık onunla, ben mi diyorum bunu ellerimde onarılmış bir akşam udu. ölen hangimiz peki.
g: noel çanları… o sessizlikte sadece bu, noel çanları
h: kışa küskündür erken açan ağaçları: insan yalnız uzun şiirlerde yaşar yalnızlıkları
j: bir şarkıyı ilk kez dinlemiştir yüzünde kafiyesiz bir alkol rengi
k: plaklar… her yerde… dinlerken kışın çıtırtıları karanlıkta
l: bir tütün tabakasının dilinden anlar, konuşur nesnelerin var eden şekliyle
m: kışları uzun geçti hep. öyle bir amcam olsun isterdim

kıyısında camların bozbulanık rakılar*
n: dükkanı sabah açıp masa silen yerlere talaşlar serpen bardak yıkayan bir gözü şaşı hem de eskitilmiş bir ermeni göz kırpıyor bir şiirinden
o: döneniyor bir alıcı kuş olarak gök başımızda.
ö: severken de şiir yazar gibi mi yapmıştır bunu. her yeri yapıştırılmış tuşları eksik bir akordeon gibi mi. ya nasıl terkedilmiştir.
p: eski deprem yerleri…yangın yerleri.
r: yağmur altında şiirinin çıktığı bir dergiyi okumuştur perada. dört mevsim lokantasının orada. koluna ruhi bey çarpmıştır o ara
s: ya alkol olmasaydı. armenak, lusin, diran,stepan, muhassen, cemile. kurtuluştan taksim’e kar altında mavi kıvılcımlarıyla bir tramvay
ş: mavi en sevdiği renktir. mavi renk bile değildir onda. alışkanlıktır. bütün sevgilerde bir alışkanlık olduğu gibi belkide
t: hoşgeldin reis diyorum. eski bir fayton geçiyor yanımızdan. deniz. günümüz türk şiiri’ni konuşuyoruz. büyük zamana düşüyor gömleğinin yakaları *.
u: doğada geziniyor. şiir bir yalnızın aldığı en büyük hediyedir doğadan.
ü: harflerin noktaları var, yalnızlığın kocaman gözleri, mavi
v: akşamüstlerini sever. cebinde taşıdığı sarı kağıtlara benzer akşamüstleri
y: her şeyi izliyordur. duvardaki bir çatlağı, bir çocuk ağlamasını, bir kadının şapkasını
z: şiir yoktur. hiçbir şeydir yani.

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir