Geçip Giden Yaz İçin Övgü

 

yaz bitti sevgilim
anneler güzelliğini hatırlar
babalar düştükleri yeri çocukların
sende mavi pencere bende kırmızı kapı
ne yapalım böyle, gitti

çarşıda askerler, çorbacılar ferah
perdede titreşen acemi şarkı
alıngan vapurlarla yaldızdan kasımpatı
kelimeler bile bitti, söylenmemişti

suların genci bitti, kırdaki türkü
edebiyat öğretmenimin aşk mektupları
kedilere cazdı, balıkçıda yelkovan
denemiş, bitmez diye düşünmüştük
öyle mahzun bakıyordu, bitti

bitecekti tabii, başlamıştı çünkü
bir kez olsun gidemedik adaya
kahvelerde gazoz, fıskiye ve güz
trende ter kokusuyla inceldi ikindi
kış güneşi, yakınarak yakıyor şimdi

yaz yangındı işte, aşktan da yakın
ortancalar derleyen kel komşu
geçen yaz karısı ölmüştü
kendince herkesin derdi vardı
geçerek gözlerinden bitti
sokaklarda kalmış koltuklar gibi

kadifesini, yıldızını da aldı giderken
yalınayak, üzerinde bayram gömleği
gülerek konuşuyordu temmuzken daha
ayazmayı, deli rüzgârı alıp çekildi
ben de varım diye söylendi kıyıya!

omzundaki tuz çiziğiydi yaz, bitti
okulun ilk gününü bekleyen ceket
kesik kurdeleden film şeridi
imzasız kartpostal, fakat renkliydi

bitti sevgilim, bu kadardı, kısacık
kış şimdi, alışmak için mevsime
tütün kolonyalı otogar kalabalığı
bir türküydü kırmızı buğday
alışmak için her şeyi gören dağlar
dağlar, dağlardan yüce

bitti, başlayan her şey gibi
bendim dudaklarına fısıldayan Elitis’i:
“on üç yaşındaki küçük yeşil deniz…”
soğuk biraydı, tahta masa ve inciydi
çocuk dişleriydi yaz, incelip gitti

çok sevdiğini söylüyordu, telaşlı
uzaklardan iyi haber gelmedi
o şiirde yine öldürdüler çocukları
üstelik buna da çocuk hayaletleri girdi
böylece bitti

iyi bakarsan bazı seslerde uçan martı
Göksu’ya inen ceylan sessizliklerde
üç beş satır seçmiştim Refik Halit’ten
büyük sarraf, koyu terazi, sürgündeydi

güzelim turuncu yetişirken akşama
bitkin tende solan kayısı gülü
insanları ellerinden tanıyıp seven
tikli bir gişe memuru

giderken kalan son bakış
insanın içinin sızladığı yere
kahve falıymış eski yazı
derken tende gidip gelen iğne
aşkı boyuna teyelleyen terzi

derken yaz bitti canım efendim
sonsuz bir kitap gibi okuyacağım
yüzümde eklenen satır çizgileri

anneler düştüğünü hatırlar babaların
çocuklar güzelliğini…

Cam-yaz.
2015,
güz 2016

Yasak Meyve, 86’da yayınlandı.

Görsel: Albert Marque, Fenêtre à La Goulette

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir