Gezi Üzerine Dağınık…

Bak sen şu işe! Gezi direnişi, 78 kuşağı ve öncesi tarafından apolitik ve eylemsiz olması nedeniyle çok eleştirilen gençler, yani doksan kuşağı tarafından sürdürüldü algısı çok yaygın. Öncelikle buna yakından bakmak isterim.

Tüm Gezi’yi doksan kuşağı üzerinden yorumlamak, hayatında hiç eyleme gitmediği ya da okul yıllarında arada öfkeli kalabalıklara uğradığı halde iki ay önce şehrin göbeğinde gaz yemiş, orta yaş eşiğindeki birçok insana haksızlıktır. Üstelik 78 kuşağı bir eleştiri dile getiriyorsa haklılık payı ararım arkadaş! Onların eleştirdiği kesim, Marks &Spencer mağazasının kurucularını Marx ve Engels ile karıştıran; adındaki çoğul ekinden dolayı Hitler’i birkaç kişi sanan; Bebek’teki yeni açılan kafede bin liraya DomPérignon’lu nargile içen, içerken de sürekli birbirlerinin fotoğrafını çekerek Facebook’taki saçma hesaplarına koyanlar; yine her zaman olduğu gibi her yerin ve şeyin uzağındaydı.

Bu bakışlar… Ah bu bakışlar…

Unutmayalım ki doksan kuşağı da tarihin ve büyük anlatıların sonunda doğdu. Eylemsizliğin, Araf’ta kalmış olmanın fevkalade bir değer olduğu belletildi onlara. Zaten Gezi’nin herhangi bir siyasi akıma, bayrağa bağlı olmadığı onlar tarafından da çok zikredildi. Bu bayraksızlık sorunu, devlet bir sabah Gezi’yi basıp AKM’deki “bizim bayrakları” indirerek yüz yıldır her haksızlığı yapmanın en kolay yolu olan kendi bayrağımızı asınca çözüldü (bizde bayraklar, riyaya çokça inanmış orta sınıftan her türlü meselede puan toplamanın ilk yoludur, bakınız 12 Eylül). Böylece örgütsüzlüğün, bayraksızlığın matah bir şey olmadığı anlaşılmıştır sanırım.

Devrim Market’ten alışveriş yaparken bile üzerine basa basa bu hareketin sol içerik taşımadığını söyleyip duranlar vardı. Üstelik bu insanlar “marjinal” denen gruplarla barikatlarda dövüştü. Bu marjinal de nedir anlamak mümkün değil! Rasim Ozan Kütahyalı köşe yazarı olabiliyorken; o günlerde gaz yiyenlere Anna Frank benzetmesi yapan Yıldıray Oğur isimli şahıs bu ülkede gazeteci sayılıyorken; palalı arkadaşı savunurken “o dönercidir, eylemciler döner yemiş, para ödememişlerdir” diyen Nihal Bengisu gerçeğimiz bulunurken mesela Atılım dergisini yayımlayan arkadaşlar neden marjinal oluyor ki!

GEZİ SÜRECİNİN YARARI VE MEDYAMIZ

Tamam da mevzu ne? Bir yararı oldu mu Gezi sürecinin? Kesinlikle oldu efendim. Hem de çok büyük bir yararı oldu. O da şudur: Türkiye’de büyük bir kesim, ana akım medyanın, kaba tabiriyle nasıl bir b.k çukurunun dibinde durduğunu bu direnişle anladı! Ana akım medya, Şafak Sezer’inden Acun’una, o kanalından bu kanalına nasıl bir şey olduğunu büyük bir kalabalığa Gezi’de kanıtladı. Hatırlayalım, aynı gün yedi gazete, aynı manşeti bastı Türkiye’de. Sanırım bu kadarını Goebbels bile başaramazdı.

Geziciler Refah partililere benziyor muydu gerçekten? Neden çocuklar öldü peki Murat?

Zaman Gazetesi, hep olduğu gibi konumunun getirdiği “ılımlılıkla” konuya az buçuk temkinli yaklaşırken daha büyük ve asıl korkunç çamur atma eylemini Yeni Şafak’ın gerçekleştirdiğini düşünüyorum, çamuru halen ellerindedir. Direniş sürerken Miraç kandilinden birkaç gün önce “kandili kana bulayacaklar”[1] şeklinde haber yapan; her şeye ve herkese “Mehmet Ali Alabora’nın askerleri” tadında kişisel hedef göstererek çamur atan; zello, telekinezi ve Nazlı Ilıcak’ı bile isyan ettirecek bilumum saçmalığı hayatımıza sokan gazete, turuncu pantolonlu küçük Dostoyevski’sini bile istifa ettirecek noktaya getirdi. O büyük yazar ki direnişin ilk günlerinde Tayyip Erdoğan beyefendinin hizmetlerinden bahsedebilecek derecede geniş gönüllüydü.[2]

Ardından Takvim gazetesinin ilginç muhabirinin, dünya basını karşısında döktürmeye çabaladığı yarım yamalak İngilizce ile rezil oluşu, Toma ile fotoğraf çektirmeler vs… Karşı propaganda yapacaksın anladık da arkadaş, git az buçuk para harca, bir “thinktank” kuruluşuyla anlaş, yardım al değil mi? Arkanda koca hükümet var ayıp… Alın bakın, 13 Ağustos tarihinde Haber Vaktim sitesindeki bir haber: “Yeni Gezi eylemleri için tetikte bekleyen karanlık mihraklar…” Bak sen! Bir de resim koymuşlar: Doğu Perinçek, Abdullah Öcalan ve Deniz Gezmiş yan yana. İnsan gerçekten bu Şefkat Tepe duyarlılığına gülecek organ bulmakta zorlanıyor…

Fakat Gezi’nin görsel, biçimsel yükünü çeken doksan kuşağının yaratıcılığını göz ardı etmemek mümkün değil. Bu noktada genç arkadaşların ciddi etkisi olduğunu düşünüyorum. “Areyouscared? Arınç you” diyen adam zeki adamdır. Bunun başka açıklaması olamaz. Fransız konsolosluğunun duvarına Nietzche’den alıntı çakan; Garanti Bankası’nın tabelasına bankanın adı ortada duracak şekilde “hiçbir şey Garantideğildir” notu düşen; on beş yirmi asgari ücrete bir takım elbise satan mağazanın duvarına “varlıklı günlerinizin sonu yakın” yazılaması yapanları seviyorum. Bunun yanı sıra neyin kahrolacağını tam bilemediği için “kahrolsun bağzı şeyler” sloganını atan tatlı kişiyi de söylemi çok büyütmemek kaydıyla unutmamalı! Hiç kimse bazı kelimesini bağzı diye yazarak devrimci kalamaz!

GEZİ’DEN SONRA SANAT YAPILIR MI?

Gezi’nin uzun vadede sanata yansıyıp yansımayacağı sorusunu olumlu yönde cevaplamak, istatistiki bir sonuç olarak her şeyin yirmi altı günde unutuşa karıştığı Türkiye’de zor… Ayşe Arman’ın “bile” Gezi kitabı yazdı, ondan bahsetmiyoruz efendim, sanat dedik! Uludere bu ülkede herhangi bir sanata yansıdı mı? 19 Aralık Hayata Dönüş? Rojova yansıdı mı? Madımak yansıdı mı?

Belki şundan söz edilebilir: SeanPenn, David Lynch gibi güzel adamlardan oluşan bir grup aydın ve sanatçı (zira aydın ve sanatçılar tarih boyu genelde hükümetlerin, iktidarların, egemenlerin karşısında durmuşlardır), AKP hükümetine yönelik bildiri yazıp Times’a ilan verdi hatırlarsınız. Bunun üzerine bizdeki “iliştirilmiş” aydın, yazar ve şairlerin de imzaladığı bir karşı bildiri yayınlandı: Bizde Çok Adam Bulunur[3]!

Gördüğüm en tuhaf bildirilerden… Bizde çok adam bulunur diyerek ortaya sürülen kişiler… Evet sizdeki adamları iyi tanıyoruz: Abdullah Çatlı’yı, Mehmet Ağar’ı, Hüseyin Üzmez’i tanıyoruz.

Bir de bizde adam çok bulunur diyorsun! Berkin Elvan 14 yaşındaydı, üç ayı aşkındır komada. Ailesiyle gidip görüşün hele! İnsanın içi ışıyor gözlerinde taşıdıkları umuttan. Bu çocuğun elbiselerini ne için çalınmaya kalkıldı peki, şu sizdeki çok adamdan biri bizi aydınlatsa ya? Hani sizdeki çok adamlar? Toprağımızın yoksul çocukları ölmüş, adam olarak yanında durduğunuz hükümetinizden biri çıkıp başınız sağ olsun, Allah rahmet eylesin dememiş, bir eleştiri getirebildiniz mi buna! Böyleyken sanat yapsanız ne olacak! Soruyu şöyle de sormak mümkün:Böyle yapılan sanattan ne olacak?

GEZİ’NİN TARİHTEKİ SOL HAREKETLERLE BENZEŞİMİ

İlişkilendirmek şart mı? Gerçi çok değişik bağlantılar bulan insanlar oldu; Yiğit Bulut vsişi Otporlara falan götürdü ama… Bana kalırsa asıl mesele şuydu: Bundan birkaç sene önce laik yaşam tarzına dair edilebilecek birkaç sözün karşılığında hemen darbeci olarak nitelendirilirdiniz. Şimdi içkilerin üzerine bile alkolden dost olmaz tadında yazılar konması gündemde; okulların hali içler acısı; hamile kadın görünce bu üç beş ay önce fena sevişmiş diye düşünen ulemaya dek yığınla hazin figür ve olay var önümüzde. Gezi’de on sekiz gün boyunca ne kimse kimsenin parasını çaldı, ne de kimse kimseye tecavüz etti, türbanlı arkadaşlarla travestiler yan yanaydı. Tabii ki mümkün görünen başka bir dünyanın ahlakı da başka olacak!

Füruğ…

Kısacası bu direnişin kökeninde yatan asli unsur, AKP’nin yaşam tarzlarına falan değil, belli belirsiz ilerleyip geri çekilmelerle direkt olarak “yaşama” uyguladığı müdahale politikasıdır. Biz asker doğmayan ve çocuklarına on beş yaşa dek din eğitimi vermemekten yana olan; içki ya da sigara tüketen, pek terbiyesiz, aslanlar gibi vergisini veren, yıllar boyu kendisine öğretildiğince “doğru düzgün vatandaş” olmaya çalışmış ahlaksızlar, bu ülkede olan bitenlerden rahatsız olduk. Birilerinin sandığı gibi arkamızda biri vardı da düğmeye basmadı. Kişi herkesi kendi gibi bilirmiş, o düğme de oradan!

Onur Caymaz

Odatv.com

Dipnotlar:

[1] http://yenisafak.com.tr/gundem-haber/hedef-mirac-gecesi-sokak-savasi-04.06.2013-529279?ref=manset-14

http://www.sondakika.com/haber/haber-gezi-parki-nda-uyarilara-ragmen-alkol-tukettiler-4703106/

http://haber.rotahaber.com/taksimi-kana-bulumak-icin-tuplu-barikat-kurdular-_374117.html

[2] http://yenisafak.com.tr/yazarlar/Murat_Mentes/mustafa-keserin-askerleriyiz/38037

[3] http://www.radikal.com.tr/turkiye/timesdaki_ilana_karsi_bildiri_bizde_cok_adam_bulunur-1144627

 

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir