İstanbul’a dair üç beş söz…

İstanbul’da yaşamanın en güzel yanı nedir?

İstanbul’da yaşamanın çok az güzel yanı kaldı. En önemlisi, şehrin her şeye rağmen efsanesini koruyor olması. Yoksa metrobüs savaşlarının yapıldığı; kültür başkenti denilen ama kalbinin orta yerinde drenajı iyi ayarlanmamış çatlak beton döşeli bir alan barındıran; tarihine dair, oraya buraya asılmış üç beş tabeladan başka bir şey kalmamış bir şehirdeyiz.

İstanbul’da en son neyden ya da nereden ilham aldınız?

Kapalıçarşı, Sirkeci, Beyazıt bana her zaman bir şeyler vaat etmiştir.

emirgan

Emirgan Çınaraltı Çeşmesi. 1950’ler.

Şu anda hangi kitabı okuyorsunuz?

Genelde birkaç şeyi bir arada okurum. Şu sıralar Nabokov’un hikâyelerini ve geçtiğimiz ay Türkiye’ye gelen usta yazar Alberto Manguel’in Okumalar Okuması adlı kitabını okumaktayım. Manguel, Tanpınar’ın Beş Şehir kitabındaki tüm şehirleri tek tek gezdi, her birini yeniden yazacak. Bakalım nasıl bir sonuçla karşılaşacağız.

İstanbul’da kitap okumayı ve/veya yazı yazmayı en sevdiğiniz yer neresi ve neden?

Birkaç yıldır üç yerim var. Aznavur Pasajı’nın ortasında, solda, kilisenin hemen arkasına düşen çayevi. Emirgan’da sürekli takıldığım kahve ki semtim sayılır, muvakkithanenin az ötesi. Bir de tabii Çemberlitaş’taki Çorlulu Ali Paşa Medresesi. Nargile, çay, kahve eşliğinde saatler geçirebilirim buralarda…

Her İstanbullunun okuması gereken kitap size göre hangisi ve neden?

Birkaç öneri: Reşad Ekrem Koçu’nun İstanbul Ansiklopedisi; bir diğeri Orhan Pamuk’un Kara Kitap’ı ve tabii Sait Faik’in bütün hikâyeleri. Neden? İlki neyi kaybettiğimizi; ikincisi kaybetmenin güzelliğini; üçüncüsü de kaybettiğimiz şehirde gündelik yaşamın nasıl sürdüğünü anlatıyor.

corlu

Çorlulu Ali Paşa Medresesi

İstanbul’da en son keşfettiğiniz şey nedir? (her şey olabilir)

İstanbul’da yaşamak özel bilgi gerektiren bir şey gerçekten. Yeniköy’den Beykoz’a, Emirgan’dan Kanlıca’ya motor varmış. Çok işe yarıyor. Kanlıca’da hem Yahya Kemal’in şiirleri var hem de deniz kenarında çay içme imkânı. Bir de Beyoğlu – Hidivyal Palas’ta nefis bir Rum meyhanesi buldum. Daha ne olsun!

İstanbul’da bir akşam yemeği verseydiniz, bunun için nereyi seçerdiniz ve davetli listenizde-yaşayan ya da ölü- kimler olurdu?

Büyükada’nın en tepesindeki Ayazma’nın orada, gecesini hiç bilmediğim bir kır gazinosu var. Orada bir yemek daveti olabilir. Çok kişi olsun istemezdim ama! Borges ve zamanında adada yaşamış Troçki, bir de Nâzım. İyi bir sofra olurdu kanımca…


Sabah Kitap

Şairlerin Yazarların İstanbulu Dosyası

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir