Öykünün Son On Yılı

Ğ Dergisi Soruşturması

1. Geçtiğimiz on yılda en beğendiğiniz Türkçe yazılmış on öykü/öykü kitabı ve öykücünün ismini sıralayabilir misiniz?
İlk aklıma gelenlerden şöyle bir sıralama yapmak isterim: Tarık Dursun K-Dulevi / Muzaffer Buyrukçu-Ay Kokuyor / Mustafa Kutlu-Rüzgârlı Pazar / Murathan Mungan-Üç Aynalı Kırk Oda / Selim İleri-Fotoğrafı Sana Gönderiyorum / Cemil Kavukçu-Gemiler de Ağlarmış / Hürriyet Yaşar- Anlatmaya Biri Gerek / Derya Erkenci-Nişan Fotoğrafları / Ali Ayçil-Sur Kenti Hikâyeleri / Ahmet Büke-İzmir Postası’nın Adamları.

2. Bu on yılın öykü alanında çok kısa bir muhasebesini yapabilir misiniz?
Kanımca bu on yıl öyküye, çok dışardan bir söylemle bir miktar ‘yapaylık’ getirdi. Kahramansız belki de insansız, metin içinde oyunlar oynayan, kurguların sınırlarını zorlayan, kendince dili geliştirdiğini, değiştirdiğini iddia eden öyküler de okuduk bu süre içinde. Olmaz mı kahramansız, insansız öykü; olur da, işte biraz zor oluyor… Çağ atlayalım derken bir ayak topal kalıyor.
Zaman zaman iki insanın nasıl konuştuğunu öğrenmek için Orhan Kemal, Kemal Tahir kitaplarına bakarım. Bu adamlar söz konusu iki kişiyi öyle bir konuştururlar ki sanırsınız oradalardı, sanırsınız her şeyi görüp duydular. Yetenek başka bir şey, yenilik başka!
Bugün 40’ların, 50’lerin dünyası hakkında bir şeyler biliyorsak, bunu biraz da Sait Faik’in öykülerine borçlu değil miyiz? Peki, 2070 senesinde bizim öykülerimizi okuyanlar, bugünün yaşamalarına dair bir şey bulabilecek mi? Şu örnek mühim: Pastırmalı yumurtayı en son Murtaza’da okudum, o gün bu gün yapan yok mudur ki bu güzelim yemeği, öykülerde karşılaşmıyorum. Sanırsam lohusa şerbetine dair bir hikâyeyi de Selçuk Baran da gördüydüm, kimse çocuk doğur muyormu ki, öykücülerimizin çoğu, bizi yıllar öncesinin anlatılmış mesellerine, masallarına mahkum ediyor da, atıyorum, bir ramazan akşamı, bira içen eczacı kalfasıyla, motor ustasının hayatından mahrum ediyor… Hikâye hani hayattı?