Özdemir Asaf – Bebeğin en iyi şairi…

Süreya, önyargılarını çevresinden alıyor. Süreya ve çevresindekiler, kahvehanelerde buluşuyorlar; burada, “gönül ne kahve arar, ne kahvehane; gönül bir dost arar, kahve bahane” mekânlarda, en çok dedikodu üretiliyor ve iskence için masalara sairler yatiriliyor, sandalyelerde sairler asiliyor. Süreya, sözkonusu yazisinin yayinlanmasindan sonra, kahvehanedeki “arkadaslarina” Asaf siiri için ne düsündüklerini soruyor. Edip Cansever, Süreya’nin bütün söylediklerini olumluyor, kafasini salliyor. Arif Damar, bu siiri hiç ciddiye almadigini söylüyor. “Devlet dersinde öldürülen çocuklarin” sairi Ece Ayhan, Türkiye’nin Asaf’in sirtinda bol duracagini düsündügünden olacak, “Bebek’in en büyük sairiydi!” diyor. Türkiye’nin birbirinden çok farkli çizgilerde yürüyen bu üç sairi, Asaf’i asmak konusunda birlesiyorlar. Süreya da, yazi yazmak için masasinin basina oturdugunda, çok daha önceden bildigi bu “birlesikligi” zorlayacak seyler yazamiyor; yigidi öldürüyor, amma hakkini da vermeyi gerekli görüyor: Asaf’i bir çizgide rahatlatiyor ve fakat özgün olamadigini yaziyor.

Süreya’nin ayni yazisinda, bir “Özdemir Asaf okuru” profili var:

“Kimsenin okuru, Özdemir’inki kadar türdes degildir, diyorum. Bütün okurlari birbirine benzer; siir sevmezler, yalniz onun siirinden tat alirlar; sofra begenisini görsellestirmislerdir; kis turizminin bagnaz müsterileridirler.”

Bunlar, Asaf’in siir kitaplarinin büyük baskilara ulastigi, genis okuyucu kitleleriyle bulustugu bir zamanda yaziliyor. Siirin bir ortak algi, kamu duyusu tasimadigina inanan, çok sayida okuyucu bulmayi bir tür ‘basarisizlik’ olarak gören mazohist – entellektüel kibirligin disa vurumu oluyor. Hiç bir nesnel degeri yok. Ayni sözler (suçlamalar!), çok okunan diger sairlere de yöneltilebilir: Nazim Hikmet’e, Orhan Veli’ye, hattâ Cemal Süreya’nin kendisine…

“Bebek’in en büyük sairi!” nitelemesi, bir sairi çok az sayida okurun bulundugu bir alana kapatmak anlamina geliyor. Bunun tartismasi ayri bir konu; çeliski noktasi, kibirin birdenbire unutuluvermesiyle ortaya çikiyor: Az okunmak, genelde bir ‘basari’ sayilirken, Özdemir Asaf özelinde asagilama için bir neden ya da göstergeye dönüsüyor. Türk siirinin ustalari, bir kahvehanede Asaf siirini iskencekeye yatirirken göstergeleri alasagi ediyorlar: Asaf, çok okundugu bir dönemde, az sayida okuru olanlarla ayni alana kapatiliyor ve asagilaniyor.

Öte yandan, çok okundugu için asagilaniyor ve yine kapatiliyor. Ancak, bu kez kapatildigi alan, bütün bir ülke sathi oluyor.

Ergun Tavlan

(via: imece)

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir