Alaca

Borges’e… Tren salı ve cumartesi geceleri kalkıyordu. Şimdi karşımda. 20.05. Gar meyhanesinde, o gün de, eskiden Cemal Süreya’nın bira içtiği, biraz içtiği yerde, iki tek… Meyhanenin mavi çini çiçekleri… İstasyonun önünde çocuğunun sınavdan çıkmasını bekleyen ekose etekli, gençten bir anneydi…

Bıyıklarım Var

  denize bakan evlerden geçen tren ilk gün gibi hapisten çıkılan ilk gün, hastaneden dönülen yanmış sokaklar bitince acı siren nasılsa kaybolmuş demir kapı kar yeni kalkmış daha beyaz bak işte: izinli pastaneler bir kadın var yanımda mil çekiyor gözlerime…

Okul Çantası

Uyandı. Gerindi. Buruş buruş yatağı. Kalkıp pencereye yanaştı. Bilmediği bir ülkenin bayrağıdır, parlıyor sokakta güz güneşi. Günaydın, Paris’in en eski kestane ağacı! Duvar dibine uluorta işeyen serseri, sana da günaydın… Kahve suyu, ne haber! Camı araladı, odaya ter kokularına sarılmış…

Kanatlı At Destanı

gittikçe genişleyen o sonsuz evrene inanıyorum bu yüzden uzaklaşıyoruz ya birbirimizden, buna ve her gece bir kere yüzünden öpüyorum, sana; uzaya, atomların arasındaki tükenmeyen boşluğa porselen vazolara, çiçeklerden kalan soluk suya uyurken okşadığım saçlara, yataklı vagonlara; pencere kenarlarına, bomboş yollara…

Herkes Yalnız, Varlık Röportajı

Röportaj: Fatma Yeşil Varlık, Ocak, 2016 Kitap “Alice ile Nuri” adlı öykü ile başlıyor. Öykünün sonuna eklediğiniz nottan (1999-2014) ve “1999 yılında başlayan hikaye, on beş yıl sonra, bir yılın son günleri kağıt üzerinde birikmişti.” cümlesinden hareketle; bu öyküyü on…

Lodos

  Ortaçağda ressamlar, ne vakit harita çizecek olsa sevgilileri “hayatım şuraya da benim için bir ada çiz, o ada benim olsun” dermiş. Çocukken de öyle yapardık hep değil mi? Yoldan geçen ilk araba benim, şimdi çalacak parça senin olsun; gökten…

Mesut Diye Bir Kanarya

mesut diye bir kanarya vardı çocukça bir şeyler gece vapurlarında ağlayarak mehtaba bakan bir evi terkedip giderken pencere önlerinde sarmaşık diye bir çiçek vardı ne bileyim çok özleyince hapishane demirlerine sarılan mesut diye bir kanarya hüzünlü bir öyküdür göğe ağan…

Gözetleme Deliği

Uyandı. Her sabah yapar. Evi gezindi önce. Her sabahki gibi. Sanki gece bir insandı, biriydi de gizlice eve girip bir şeyleri değiştirmiş gibi. Fakat alışmış, yıllardır böyle… Korkuyordu geceden. İtiraf edemiyordu korktuğunu. Hele bir de giriş katında oturunca… Odalar ne…

Çapa’da bir kapı… Sennur Sezer’in ardından…

  Sennur abla. Ölmüşsün. Öyle gördüm internette. “İnsan ölmez, dinlenir”, diyordu bir yerde Dağlarca, “ölüm uykudur sadece.” Ne zaman görüştük en son? Geçen yazdı daha. Nefis bir gün. Dönüşte epey yürüdüm. Çapa’da bir ara sokak, üstü yeşil, hayat kadar parlak…

Remzi Kitap Gazetesi, Söyleşi

Herkes Yalnız adından başlamak istiyorum öncelikle. Hem çok sade hem çok derin. Öykülerinizin genel hali gibi… Ne dersiniz? Karmaşığın hoşluğu kadar basitteki güzellik de ilgi çekici. Hem sade hem derin bulduysanız sevindim. Derinliğine bir şey diyemem, okurun ve zamanın takdiri…

Herkes Yalnız – Vatan Kitap Röportajı

Çoksatar olmak beni üzer Bol ödüllü şair ve yazar Onur Caymaz, hepimizin görüp bazen başını çevirdiği bazen de unutmayı seçtiği anları, gelecek nesillere kalır umudu ve kaygısıyla “Herkes Yalnız”da öyküleştirmiş. Özlem Akalan – ozlemakalan@gmail.com Şair, öykücü, köşe yazarı, romancı, bilgisayar…

Herkes Yalnız…

Alice, Harika Han, Çınarlı Palas… Varşova, ’87 kışı, Kieslowski… Çok âşık olanlar; minibüs kazaları, sonraki yazlar, çok sonraki… Homeros, armut memeli Helen, şerefsiz vatoz, Susuz Dede, leylak gülü… İsa Mesih, Mahir bıyıklı amca, beyaz yakalılar, kara gömülü kahveler. Gezi Parkı’nda…

Kütahyalı Bir Uzak Amca: Gomidas Vardabet

Paris’te Ermenilerin yaşadığı Chaville’de, 2002’de dikilmiş ‘sözde’ mi değil mi bilemem ama bir soykırım anıtı vardır. Çok sevdiğim Charles Aznavour’un da (annesi Paris’e, Adapazarı’ndan göçen yorumcunun asıl adı Şahnur Varinag Aznavuryan’dır) açılışında bulunduğu bu anıt, Gomidas Vardapet’i anlatır. Batı ve…

Meksika Sınırı’ndan Aksaray’a

İsmail Kılıçarslan’ı bildin mi? Barış Atay’a Yeni Şafak’tan faşist diye söven arkadaş. Onu anlatayım. On beş yıl önce Kırklar dergisinde görünürdü. İkinci sınıf şair; şiirlerini alt alta değil de yan yana diz, düzyazı… Octavio Paz, iyi şiir için üç öğe…

Devlet Kirli Bir Şeydir

Devlet dediğin kirli iş arkadaş! Bir çeşit yasal mafya. Bunu bildiği için “adalet olmayınca devlet büyük bir çeteden başka nedir ki” demiş Augustinus. Devletin işleyiş mantığı, seni otopark mafyasından kurtardığını söylerken İspark denen korkunçluğa mahkum etmesidir. Dünya tarihinde gerçekleşmiş en…