Kütahyalı Bir Uzak Amca: Gomidas Vardabet

Paris’te Ermenilerin yaşadığı Chaville’de, 2002’de dikilmiş ‘sözde’ mi değil mi bilemem ama bir soykırım anıtı vardır. Çok sevdiğim Charles Aznavour’un da (annesi Paris’e, Adapazarı’ndan göçen yorumcunun asıl adı Şahnur Varinag Aznavuryan’dır) açılışında bulunduğu bu anıt, Gomidas Vardapet’i anlatır. Batı ve…

Meksika Sınırı’ndan Aksaray’a

İsmail Kılıçarslan’ı bildin mi? Barış Atay’a Yeni Şafak’tan faşist diye söven arkadaş. Onu anlatayım. On beş yıl önce Kırklar dergisinde görünürdü. İkinci sınıf şair; şiirlerini alt alta değil de yan yana diz, düzyazı… Octavio Paz, iyi şiir için üç öğe…

Devlet Kirli Bir Şeydir

Devlet dediğin kirli iş arkadaş! Bir çeşit yasal mafya. Bunu bildiği için “adalet olmayınca devlet büyük bir çeteden başka nedir ki” demiş Augustinus. Devletin işleyiş mantığı, seni otopark mafyasından kurtardığını söylerken İspark denen korkunçluğa mahkum etmesidir. Dünya tarihinde gerçekleşmiş en…

avm’lerde öpüşenlere şiir…

taklit ayakkabı koku yapsa bile fark etmez bağcık da var pasajda, süresiz indirim de esnaf değil brand deriz, eller cepte geçilmez kırık camlıdır, çalıntı telefon, akıllı ve ucuz helalı altgeçit, otla birlikte satılan renkli çember doğrusu şarj olsa da helalinden…

Gelgelelim 44

Narmanlı Han: Son Kale Ağaç bütün / ışık bütün / meyve bütün / benim dünyam paramparça, demiş Bedri Rahmi. Cidden de öyle! Narmanlı Han’ın parça parça yok edilişi de Rahmi’nin bu harika handaki atölyesine, doksanların ortasına dek tarihlenebilir. Eyüboğlu’nun hanın…

Gelgelelim 43

Türbanlı Türk Astronotla Kuyrukluyıldıza Yolculuk! Takiyüddin El Raşit diye bir adam, İstanbul’da, Tophane sırtlarında, 1575’de bir rasathane kurar. Aynı sıralarda Avrupalı meslektaşı Tycho Brahe de Uraienborg’da bir rasathane kurmuş. Tycho ile Takiyüddin… Aynı sıralar, benzer isimler, benzer aletlere sahipler, sadece…

Geçen, yıllar olsun!

Ayakkabı  boyatmaktan hiç hoşlanmam. Ne o öyle lord gibi; bir ayağını  büküp adamın sandığına koyarsın, öteki ayağında haşmet, hani bir de ellerin belinde olsa tam olacak! Hiç tanımadığım birinin ekmek parası için karşımda yerlere dek eğilmesi gücüme gider. Evet, genelde…

Gelgelelim -42

*** Vapur Dumanı adlı şiirimde adresini verdiğim, 2006 yılında oturduğum yamuk ev. Apartmanın küçük bahçesini hatırladım; adını Edip koyduğum genç bir ağaç vardı bahçede, hatırladım. Afşar Timuçin’in Neden Bazı Akşamlar; İsmet Tokgöz’ün Bir Kadırga İçin Yaz Resmi diye kitapları vardı,…

Gelgelelim -41

*** Şiirle ne olur? Hiçbir şey! Şiir sadece aklında kalır. Bir dize, uykulu çapak, huzursuz kıymık, seni uyandırır, yanında biri yatıyorsa öpersin, kimsen yoksa daha çok anlarsın kimsesizliği. Şiir her şeyi çoğaltır, kederi, neşeyi; sen bakma onda anlam yoktur falan…

Gelgelelim 40

*** Nazi kamplarından sağ kurtulan Paul Celan, 1958’de Bremen Edebiyat Ödülü’nü aldıktan sonra yaptığı konuşmanın bir yerinde şöyle der: “Onca yitirilen arasında erişilebilir, yakında ve yitirilmeden kalansa hep bir tek şey oldu: Dil. Evet, o, yani dil, her şeye karşın…

Gelgelelim -39

*** Bazı akşamlar kızım Nar’ı uyutma işi bana düşüyor. İş diyorum zira hanımefendiyi uyutmak zevkli de olsa iş! Sıralaması Nar tarafından belirlenerek düzenlenmiş süreçler var uyku öncesinde. Dişler fırçalanıyor, oturma odasında bir dizi masal okunuyor, uyumak istemiyorsa bin türlü soru…

Gelgelelim -38

*** Kikirik, yer fıstığı (Sırpçası da fıstık) anlamına geldiği gibi kökünde hafifçe gülmek, şakacı anlamları taşıyan kıkır ile de akraba; kelimeler canlı diyorum, inanmıyorsun. Şemsi İnkaya, Woody Allen tarzındaki zayıf, ince, uzun boylu insanlara da kikirik deniyor. Fakat dediğim gibi…

Gelgelelim -37

*** Pek sevdiğim kelimelerden biri de Tahmis. Bir şeyi beş kat veya beş köşeli yapmaya deniyor. Edebiyatta olduğu vakit, her beytin üzerine üç mısra daha ekleyerek beşli kıta yapmak demek. Mesela böyle bir Fuzuli – Baki düeti vardır. Fuzuli’nin beyti…

Gelgelelim -36

*** Yeni Türkiye’deki tuhaf yaşantımız, çeşitli reklam afişleri sayesinde gün günden daha da tuhaflaşıyor. Malum kanallarda adına sıkça rastlayacağınız bir markanın (yazı boyunca kendisine X diyorum), birçok yerde, billboard’larda görebileceğiniz son ilanından bahsedeceğim. İtalyan markası Armani’den esinlenilmiş X’in internet sitesinde,…

O deli, kara çocuk; mümkünse farz edin yaşamamıştır…

Ahmet Kaya, bence Başım Belada albümünün kapağındaki fotoğraftan, dünyaya biraz kostak, az buçuk kibirle bakan, tehlikeli şiir okuyan bir adamdı. O fotoğrafta, üzerindeki palto, babamın uzun yıllar giydiği paltoya handiyse aynı denecek kadar benziyordu. Hayata sataşan bir adamdı Kaya, tekinsiz……

Rakı Mavisi

İETT’den emekli, namuslu bir adam Rasim usta… Karısı öldüydü kanserden, hacıya gitti sonra geçen sene. Sonra da koyver gitsin evladım Rasim, diyerekten uzattı sakallarını, bir kış gününe benzedi yüzü sanki. Sonra yaz geldi. Yazın işi bu, bir mektup gibi çıkar…