Gelgelelim -41

*** Şiirle ne olur? Hiçbir şey! Şiir sadece aklında kalır. Bir dize, uykulu çapak, huzursuz kıymık, seni uyandırır, yanında biri yatıyorsa öpersin, kimsen yoksa daha çok anlarsın kimsesizliği. Şiir her şeyi çoğaltır, kederi, neşeyi; sen bakma onda anlam yoktur falan…

Gelgelelim 40

*** Nazi kamplarından sağ kurtulan Paul Celan, 1958’de Bremen Edebiyat Ödülü’nü aldıktan sonra yaptığı konuşmanın bir yerinde şöyle der: “Onca yitirilen arasında erişilebilir, yakında ve yitirilmeden kalansa hep bir tek şey oldu: Dil. Evet, o, yani dil, her şeye karşın…

Gelgelelim -39

*** Bazı akşamlar kızım Nar’ı uyutma işi bana düşüyor. İş diyorum zira hanımefendiyi uyutmak zevkli de olsa iş! Sıralaması Nar tarafından belirlenerek düzenlenmiş süreçler var uyku öncesinde. Dişler fırçalanıyor, oturma odasında bir dizi masal okunuyor, uyumak istemiyorsa bin türlü soru…

Gelgelelim -38

*** Kikirik, yer fıstığı (Sırpçası da fıstık) anlamına geldiği gibi kökünde hafifçe gülmek, şakacı anlamları taşıyan kıkır ile de akraba; kelimeler canlı diyorum, inanmıyorsun. Şemsi İnkaya, Woody Allen tarzındaki zayıf, ince, uzun boylu insanlara da kikirik deniyor. Fakat dediğim gibi…

Gelgelelim -37

*** Pek sevdiğim kelimelerden biri de Tahmis. Bir şeyi beş kat veya beş köşeli yapmaya deniyor. Edebiyatta olduğu vakit, her beytin üzerine üç mısra daha ekleyerek beşli kıta yapmak demek. Mesela böyle bir Fuzuli – Baki düeti vardır. Fuzuli’nin beyti…

Gelgelelim -36

*** Yeni Türkiye’deki tuhaf yaşantımız, çeşitli reklam afişleri sayesinde gün günden daha da tuhaflaşıyor. Malum kanallarda adına sıkça rastlayacağınız bir markanın (yazı boyunca kendisine X diyorum), birçok yerde, billboard’larda görebileceğiniz son ilanından bahsedeceğim. İtalyan markası Armani’den esinlenilmiş X’in internet sitesinde,…

O deli, kara çocuk; mümkünse farz edin yaşamamıştır…

Ahmet Kaya, bence Başım Belada albümünün kapağındaki fotoğraftan, dünyaya biraz kostak, az buçuk kibirle bakan, tehlikeli şiir okuyan bir adamdı. O fotoğrafta, üzerindeki palto, babamın uzun yıllar giydiği paltoya handiyse aynı denecek kadar benziyordu. Hayata sataşan bir adamdı Kaya, tekinsiz……

Rakı Mavisi

İETT’den emekli, namuslu bir adam Rasim usta… Karısı öldüydü kanserden, hacıya gitti sonra geçen sene. Sonra da koyver gitsin evladım Rasim, diyerekten uzattı sakallarını, bir kış gününe benzedi yüzü sanki. Sonra yaz geldi. Yazın işi bu, bir mektup gibi çıkar…

Yazarken kendime tekrarladıklarım…

Yazmak kişinin kendi başına, bağımsız yürüttüğü bir iş. Bu anlamda yazı yazmaya dair yol gösterici öğütler vermek her zaman itici geldi bana. Gelgelelim kendime yazı yazarken söylediğim şeyleri, kendi öğüt listemi burada sıralayabilirim. 1. Yazacaksan okumayı çok sev. Her şey…

Complainte Pour Allianoi

et les eaux nuitamment recouvrèrent Allianoi tandis que les ailes sales de Yortanli se refermaient puis sous les étoiles des milliers de tonnes de gouttes des milliers de tonnes de poussières, de terre et des milliers de rêves, de villages,…

Night Music for Summer – Poem

To you, Llorona…    ‘si porque te quiero, quieres, quieres que te quiera más’ ¹ I. first, evening succumbs to wine’s red glow but who do I seem in this lessening light? II. pale summer days pass between us your…

Gelgelelim -35

*** “Bütün çocukluğum kediler arasında geçti. Annem, babam, kardeşlerim, hepimiz kediyi severdik. Büyük bahçeli evlerde oturduk, yirmi otuz kedimiz bulunurdu. Martta, kabakta doğurdular mı, sanki düğün ederdik. Lohusa şerbeti kaynar, al basmasın diye sepetlere kırmızı kurdeleler bağlanır, küçük küçük altınlar…

Gelgelelim -34 (Samed Karagöz özel..)

*** 1850’lerde yazılan Louis Bonaparte’in 18. Brumaire’inde, güncel olayları tarihsel materyalist bakış açısıyla analiz eden Marx, 3. Napolyon’un gerçekleştirdiği darbeyi, amcası Napolyon Bonaparte’ın önceden gerçekleştirdiği darbeyle kıyaslarken daha ilk cümlede şunu der: “Hegel, bir yerde, şöyle bir gözlemde bulunur: Bütün…

Gelgelelim -33

*** Martin Scorsese’nin, Cannes’da en iyi yönetmen olarak ödüllendirildiği, 1985 yapımı bir filmi var, en atlanmış filmlerinden: After Hours… İngilizcede bu ifade, mesai saatlerinin dışını işaret ediyor. Gece gece kaçamak arayan sıradan bir adamın başına neler gelebilir? Film bu sorunun…

Gelgelelim -32

*** Dünyaya miras olarak sivil itaatsizlik kavramını bırakan David Henry Thoreau, “içimizde kıpırdanan tanrıyı kovuyor ve kıpırdayamaz hale getiriyoruz; ölmüş olana tapmak için de diz çöküyoruz” diyor. Aynı zamanda “insan vazgeçebildiği eşya oranında zengindir” de diyor. Kendisi, sosyal bilimler enstitüsünden…