Sıfır…

*

Çünkü uzun zaman, geceleri hep erkenden yattım.
Çünkü hiç sevmiyordum, çok seviyordum çünkü. Çünkü kadınlar yollardan geçerken bana bakıyorlardı ve memelerini birbirinden ayıran çizgide ışıltılar vardı.
Çünkü herkes, tüm kitapları okumuştu, herkes her şeyi biliyordu, bana okunacak bir şey kalmamıştı bu ufacık kütüphanede. Herkesin her konuda kesin bir yargısı vardı çünkü.
Çünkü bahçeler, çünkü gölgeler, gülüşler vardı çünkü.
Çünkü söyleyenin öldüğü bir şarkı vardı aklımda, çizenin renk bitince öldüğü bir resim (onun yaşamak için hep çizmesi gerekiyordu, renkli bir Şehrazat), bitmeyen bir öykü kurdum çünkü, bitirince ölecektim.
Çünkü, dünyanın tüm şiirlerini dinlemiştim, bir gün İskenderiye kıyısında bulduğum bir deniz kabuğundan.
Çünkü çürüyordum, çölde çınlayan çan… Çünkü ç ile başlatmıştım önceki cümlemin tüm kelimelerini. Çok çiğ çağ demişti bir şair, alıntı geçiyordum. Çünkü tüm edebiyat bir alıntıydı.
Çünkü kimsem yoktu. Hiçbir zaman kimsem olmadı. Yemek yerken, en iştahlı yerinde lokmanın, kulağı çekilen çocuklardan kalan bir çınlama.
Çünkü ağlıyordum, çünkü yalnızdım, çünkü cami çıkışında o son bayram sabahı, durup bakmıştım insanlara, bayram sabahları bana hep şenlik gibi gelecek sanmıştım. Yazmalı kapıda babalarının elini öpüyordu çocuklar. Işık, güneş dökülüyordu avluya pul pul. Öteler denizdi hep. Pastaneden poğaça kokuları geliyordu sıcacık. Tıraş olmuştum, kolonya sürmüştüm çökük yanaklarıma çünkü, biri beni öpsün istemiştim, bir dost kucaklasın omzumdan, kavrasın sıkıca. Bir yüz arıyordum. Bir gizli yüz falan değil, açık şey, gülüş, sevinç, parıltı. Çünkü ışık arıyordum çıkanların gözlerinde, namazdan.

Çünkü güneş terazi burcuna girmişti. Hiç uçurtma yapmamıştım çünkü. Çünkü adımı değiştirdim, çünkü hakkımda açılmış hiçbir dava olmamasına karşın beni yargılıyordu herkes. Çünkü bir matbaada çalışıyordum. Çünkü yazmasaydım delirmeyecektim. Delirmek, yazmaktan daha önemliydi benim için. Delirebilseydim.
Çünkü çember ç ile başlıyordu, zehirliydi. Çünkü bir kitabın sayfalarına zehir sürülmüştü ve okuyan, sayfaları çevirebilmek için parmağını diline götürdüğünde… İkinci götürüşte… Üçüncüde… Zehirleniyordu gittikçe. Çünkü ölecektim.
Çünkü gittikçe yok oluyordum ve bir işaret bırakmak istemiştim, çünkü ülkem batıyordu, denizaşırı bir krallıkta yaşıyordum kendimce, seneler seneler evveldi. Nabokov da Lolita’nın daha ilk sayfasında böyle yazmıştı, çünkü yoktu öyle bir kız.
Çünkü aslında var olmayan kişilere takmıştım. Olmayanlar, olanlardan iyiydi. Çünkü halen Holmes’ün Londra’daki adresine, karım beni aldatıyor diye mektup atan Herostratoslar vardı.
Çünkü tozdum. Çünkü bahanem aşktı, aşk, kalbin mekâna ve zamana karşı duyarlık göstermesiydi… Çünkü başarı şansla ilgilidir ama olaylar kişinin lehine geliştikçe buna yetenek adı veriliyordu.

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir