SOL

Sol, ilkokulda sıra arkadaşın henüz sökemediği için, okumayı bildiğin halde, bilmiyormuş gibi davranmandır. Bilgi, ezmek değil, değiştirmek içindir çünkü.

Hepimizin anımsayacağı, notaları öğreten o neşeli çocuk şarkısında, kafiyesi “papatyalı bir yol”a düşendir sol; demek ki bahar. Öyle ya, kışın sonudur sol.

Kalbimizin bulunduğu yerdir bir kere… Sinema çıkışları, çay bahçeleri, esnaf lokantaları, Nâzım’ın şiirinde bir akşamüstü, yoksul çocukların peri masalı gibi seyrettiği ışıklı vitrinlerdir.

Sol, eşsiz manzaralı takvim sayfalarıyla, kirlenmesin diye kaplanan güzelim kitaplardır; altını çizeceğin satırları, hep aynı renk kalemle çizmek; bir kitabın bir yapraktan, yaprağın karıncadan, karıncanın kediden farkı olmadığını bilmektir sol. Dünya sadece insanların değil, bunu bilmektir; suyumuz, rüzgârımız, toprağımız diye haykırmaktır.

Sınırsız bir dünyanın, bütün kutsal kitaplarda vaat edilen cennet olduğunu bilmek…

Hayatın nabzıdır sol. Yaratılanı, başbakan gibi yaratandan dolayı değil, senden bir farkı olmadığını bildiğin için sevmektir.

Bazen elindeki kâğıtta yazılı adresi başkalarına sormaksızın ararken, kaybolmayı da göze alarak, belki sadece ışıklarını sevdiğin için, belki orada kızların etekleri daha güzel dalgalandığından, belki pencereler asılı çamaşırlarla öpüşüyor diye, duvarlarındaki yazıları daha çok sevdiğin için kalbindeki sokağa sapıvermektir sol.

Ne diyordu ‘Serseri Âşıklar’ (A Bout de Souffle) filminde Michel: “Frenleri kullanma; arabalar gitmek için yapılmıştır, durmak için değil.” Gitmektir; Sevgi Soysal’ın güzelim romanı gibi; Yürümek…

Zevklerin ve renklerin de tartışılmasıdır sol. Usta Gazanfer Özcan, tiyatrosunu yaşatabilmek için borç içinde ölürken, bir adiliğin beyaz perdeye yansıması olan ‘Recep İvedik’, tüm zamanların en büyük izlenme oranını 3 günde geçebiliyorsa, buradaki alçalışı görebilmektir.

Beğenmeyen izlemesin, dinlemesin denilen beğenmeyenlere, izleyip dinleyecek şey bırakmaktır…

İki bin yıl önce Publius Terentius Afer (Hümanizm’in babası sayılır bir güzel adamdır ve kölelikten gelmedir) ne diyor: “Bir ben bana ben diyorum, geri kalan herkes bana öteki diyor. O zaman ben, ben miyim yoksa öteki mi?”

Sol, ötekidir. Yine baba Terentius’a bakalım: “Ben insanım, insanca olan hiçbir şey bana yabancı değil…” Soldur.

Yenilen takımı tutabilmek, topraksız bir çiftçi, işsiz bir işçi, mutsuz bir öğrenci; Subcomandante Marcos gibi söylersek San Fransisco’da bir eşcinsel, Güney Afrika’da bir siyah, Avrupa’da bir Asyalı, İspanya’da bir anarşist, İsrail’de bir Filistinli, Almanya’da bir Yahudi, Bosna’da savaş karşıtı olabilmektir sol.

Tüm halkların yaktığı türkülerin –ki bir dilin onurudur onlar– coşkunluğu, güngörmüşlüğüdür. Öyle ya, baksanıza şuna: Muallimin boynunda bir top alaca / Getirdiler camiye kanlı salaca / Bir bacım yok ki gide ilaca / Aslanı kediye boğduran felek…

“Sol, geniş kalabalıkların refahını, ışığa kavuşturulmasını, fizik ve moral kalkınmasını ister. Sabırsızdır, gençtir. Zafer uğrunda birçok fedakârlıkları göze alır. Tecrübesizdir. Devrimin ve büyük reformların bütün haksızlıklara son vereceğine inanır,” diyor ya Cemil Meriç; evet gençtir, evet sabırsız; belki deneyimsizdir ama bin yıllık bilgi, birikim durur ardında ve evet, devrim haksızlıklara son verecektir. Kendin için mümkün olmasa bile senden sonrakiler için…

Türkiye’de bazı çevreler, artık solun ne olduğunu unuttu kanımca. Sağ ya da sol fark etmiyor, genelde siyaset, ne zaman bunca birbirine girdi, ne zaman kirlendi böylesine? Kocaman adamların küçücük hesaplarına dönüştü…

Çocukların yattığı hastaneye gaz bombası atılırken dünyanın başka bir yerindeki çocuklara dökülen gözyaşı. Kuran kursu açılımları, çarşaf açılımları, türbe açılımları… Her daim, her yerde giyilen zevksiz, sıkıcı takım elbiseler, hiçbir zaman düzeltilemeyen Türkçe hataları, hep sağ ellerde, kameranın dibine dibine sallanarak tutulan dosyalar, hac açılımları, Alevi açılımları, alkol açılımları, vizyonsuzluk, görgüsüzlük, görmemişlik ve birçoklarının ellerindeki kan… Türkiye’de siyaset bu mu? Bilmem, belki de bu.

BU YAZIM 27 ŞUBAT 2009’da BİRGÜN’de YAYIMLANMIŞTIR.

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir