Söyle Juliet Sana Ne Yaptım..

 

Ajanstaki yorgun sabahları hiç unutmadım, kedi Marlik bir yandan miyavlar, bahçemize yukarıdaki bankadan sabahın köründe gelip o gözlüklü kel bey karate – meditasyon yapar, ben de boyuna yazılmış tüm yazıların üzerinden yeniden, yeniden ve yeniden geçerdim ki kitaba girecekler… Bir yer var, orayı hiç unutmuyorum, Bahariye Caddesi’nde, cadde üzerinde, kilisenin karşısındaki kahve… Orada oturup düzelttim hep basılı sayfaları. Yaz günleriydi. Geçip gitti çabucak. Şimdi yeniden kış geliyor. Sana kış için bir boyun atkısı hazırladım sevgili okurum. Serinin ikinci cildidir bu. Bugün bana da ulaştı kitabım, ben de dokundum sayfalarına. Basındaki halen kalan üç beş eşe dosta da imzalayıp yolladım… Bu maceranın benim için artık sonu geliyor. Sırada iki kitap var. Büyükler için yazdığım bir masal ve zaman üzerine uzun denemem Dur Ey Zaman… Ben onlar için sıvayayım kolları, sen de bir an önce Juliet’ini edin. Kim dediydi anımsamıyorum. Bir arkadaşım galiba, kitabın adını niye Söyle Juliet Sana Ne Yaptım koydun diye sordu. İçinde yazıyor dedim. Yok yok, yapmışsın ki bir şey koymuşsun adını öyle dedi. İnsan Juliet’e bir şey yapmadan, bu kadar yazar mı?… Hiç kötü bir şey yapmadıysa da, iyilikten başka bir günahı olmadıysa da o kadar yazmaz mı, düşünmedi… Juliet, sana bir sır vereceğim. Aç da bak kitabı…

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir