TÜRK SOLU DERGİSİ NASIL KURTULUR

Türk Solu deyince, bir de Fransız solu var demek, diye düşünüyor insan… Öyle ya, Türk solu varsa neden olmasın; Ermeni solu da var, hatta Kürt solu da…
Ahmet Kaya’nın o şarkısı ne güzeldi: “Göğsüm daralıyor, yüreğim kanıyor, olmasaydı sonumuz böyle.” Orta ikideydim. Küçük bir kasetçalarım vardı. Bugün bile ne zaman Ahmet Kaya dinlemek istesem kasetlerimin durduğu çekmeceye koşarım. Cd’lerin hatıraları birikmedi henüz, alıp verdiklerim çoğalmadı onlarla. Bir arkadaşım, söz konusu şarkının meşhur nakaratını değiştirip, kendilerine Türk Solu adını koyan ilginç gruba uyarlamış. Şarkıyı “olmasaydı solumuz böyle” diye söylüyor…
Türk Solu. Ne kadar da iddialı! Sanırsınız ki bu coğrafyada sol adına geçirilen tüm yaşanmışlığa sahip. İyi de Türk Solu deyince, bir de Fransız solu var demek, diye düşünüyor insan… Öyle ya, Türk solu varsa neden olmasın; Ermeni solu da var, hatta Kürt solu da… Demek kendi içimizde otuz yıldır yaptığımız tartışmaları bitiremediğimiz gibi bir de Türk olmayan diğer “sol”larla kimi sıkıntılar yaşayacağız. Belki de aslında her Türk asker değil de solcu doğuyor fakat sonradan orduyu göreve çağırmaya başlıyor…
Evet, Türk Solu farklı, şakacı bir ekip, grupla aynı adı taşıyan ilginç bir dergileri var. Misal, bu derginin Haziran 2003 tarihli 33. sayısında arkadaşlar orduyu göreve çağırmış. Nasıl bir görevse o! Başlık şöyle: “Korkmayın ordu var!” Darbe bekleyen bu ‘idealist’ arkadaşlar solcuysa ben kesin başka bir şeyim.
Bu ilerici kimseler 2005’te, Kürt yiyeceğidir diye lahmacun boykotu yapmıştı (lahmacun Arapça, ‘lahm’ et, ‘acin’ de yoğrulmuş demek). Üzerine pudra şekeri dökülerek yenen nefis böreğe de ‘sözde kürt böreği’ desinler bence. Kitap fuarlarında stand açar bunlar; Atatürk, Deniz Gezmiş, Che Guevera resimleriyle bezerler her yeri, beyaz gömlek üzerine kırmızı kravat takınca milli olurlar. “Kürt sorunu yok, Kürt istilası var” diye parlak bir sloganda da imzaları vardır. Şuna ne demeli: “Türk oğlu Türk kızı Türklüğünü koru.” Kırk karanlıklarını anımsatır bir söz dizimi değil mi? “Vatandaş Türkçe Konuş” gibi. Vatandaş çocuğunu daha ilkokulda İngilizce kursuna yazdırıyor ama haberleri var mı acaba?
Bu canlar Atatürkçü, milliyetçi ve solcularmış. Buyurun buradan yakın şimdi. Ne yandan bakarsan bak çelişki! Eh, diyalektik insanlar tabii… Soralım: Atatürk solcu mudur? Bir vahim soru daha: Solcu, milliyetçi olabilir mi?
Türk Solu dergisine ilişkin bir fotoğraf çok meşhurdur: Deniz Gezmiş aslan gibi; bir yatakta bağdaş kurmuş oturuyor, üzerinde gömleği, bıyıklı; bu dergiyi okuyordu. Hani ölürken Yaşasın Türk ve Kürt halklarının kardeşliği diye haykıran bizim Deniz. Bunlar da geçen gün Taksim’de bir eylem yaptı ama şöyle bağırdılar: “Dağa çıkanı da, dağa çıkartanı da, dağdan indireni de… Hepsini asacağız.”
Bırakın Deniz’in söylediği kardeşliği falan, herkesi asıyorlar! Bunların kaçının abisi ya da babası Doğu’ya öğretmen ya da doktor çıktığı halde gitmedi acaba? Asacaklarmış. Üstelik herkesi… Çıkanı, çıkartanı, indireni. Bir grubu atlamışlar yalnız: Esas tepki inenlere değil miydi, inenler ne olacak? Onlar hakkındaki fikirleri ne? Kırk katır mı, kırk satır mı?
Yoldaşlar için bu konuya da çözüm buldum: Dönenleri Powerpoint denen sunum hazırlama programında ‘de’leri, ‘ki’leri bile doğru yazılamamış, soru eklerinden bihaber berbat bir metin eşliğinde Ata’ya şikâyet edip eşe dosta ‘mail forward’ yapsınlar. Mustafa Kemal Atatürk benim de çok saygı duyduğum bir lider. Fakat son zamanlarda dolaşan nefret ve cahillik kokan bu tip e-postalar rahatsızlık verici. Ata’ya Şikâyet de bu tip sunumlardan biri… Neyin korunmak istendiği bile belli değil. Bir de en tepeye Türk değilsen okuma falan da yazmıyorlar mı; tam birlik ve beraberlik! Ne mutlu okudum diyene!
Bu tip e-postalara bir örnek de Pkk renkleri üzerine işeyen adam ve altında yazan ‘Fuck Pkk’ sloganı. Dikkat isterim yalnız, Türkçe tepki vermekten bile aciz bu sözde vatan kurtaran Şabanlar, düzme eylemini İngilizce yazıyor.
Geçelim. Türk Solu’nun yaptığı asmalı eylem sırasında oralardaydım. Bayraklarını görmesem, Alperenler yine coşmuş da barışmak için İlber Hoca’yı bekliyorlar sanacaktım. Arkadaşlar ellerinde darağacı resimleri, asacağız diye bağırıyor. İyi de neden kimse bunca yoksulluğun, adaletsizliğin, işsizliğin olduğu bir ülkede solun bu kadar zayıf olmasının sebebini düşünmez!
Şarkıyla başladık, şarkıyla bitirelim, Türk Solu ekibi için Goebbels söylüyor: “Nazi Kalbimde Bir Yaradır…”
BU YAZIM 1 KASIM 2009’da BİRGÜN’de YAYIMLANMIŞTIR.

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir