Yarınki Yüzlerimiz ve Javier Marías

Javier Marías’ın “Yarınki Yüzün” (Tu Rostro Mañana) adlı üçlemesine dair bir patırtı kopmasını bekledim. Kopmadı. Her davete katılan, her etkinliğe koşturan edebiyat-sanat camiamızın büyük edebiyatçılarından, eleştirmenlerinden ses seda çıkmadı.

“Hayatım roman”, “her şeyi okuyacak vakit bulamıyorum”, “kafam çok dolu” (kafaları neyle doludur pek anlaşılmaz; Marías da romanının ikinci cildinde bir yerde, çevrenizde bir sürü üniversite mezunu “hödük” bulabileceğinizi söylüyor zaten), “aklımda tutamıyorum, unutuyorum” (hafıza zekâyla ilişkilidir), “yoğunum, okuyamam ama filmini gördüm” diyen; “Tolstoy uzun”, “Yaşar Kemal sıkıyor, kapı açılacak, adam kırk sayfa anlatıyor da anlatıyor” şeklinde üzüntüler duyan; en sevdiği kitapları kişisel gelişim reyonlarından edinen; çok beğendiği filmleri eğlenceli, şakacı, iyi zaman geçirteceklerin arasından seçen arkadaşlardan da bir ses beklemedim değil… Yok oğlu yok!

Gerçi onlar “Yarınki Yüzün”ü daha ilk sayfasındaki karışık paragraflar yüzünden ihtimal bir köşeye bırakacaktı. Çünkü günümüz kolay romanlarının iğdiş edilmiş dili yok bu romanda. Örnek: “İnsan asla hiçbir şey anlatmamalı, bilgi de vermemeli, hikâye de aktarmamalı, hiç var olmamış, yeryüzüne ayak basmamış, dünyayı dolaşmamış ya da bu dünyadan geçmiş ama tek gözü kör, kararsız unutuşa gömülerek yarı yarıya kurtulmuş varlıkları da insanlara hatırlatmamalı. Anlatmak hemen her zaman bir armağandır, anlatılan hikâye zehir taşısa ve saçsa bile; aynı zamanda bir bağdır, güven duymaktır; er veya geç ihanete uğramayan güven ise nadirdir; dolanıp düğümlenmeyen, sonunda sıktığı için bıçak ya da jiletle kesilmesi gerekmeyen bağ da nadirdir.”

Okurluğun da yazarlık gibi başlı başına bir iş, meslek olduğunu daha önce yazmıştım. Belki de sırf bu yüzden okurken de her yerde ve her zaman olduğu gibi herkes, hep hak ettiğini buluyor. Kimisi “Herkese Her İstediğinizi Yaptırın” minvalinde kitaplara; kimisi anlatı diye nitelenmiş ve fakat hiçbir şey anlatamayan cılız romanlara; kimisi de hocaların, efendilerinin yazdıklarına maruz kalıyor sonunda. Zevkler ve renkler tartışılmaz, sana ne diyeceksiniz! O kadar da tartışılmaz değildir; hatta bazen tartışmak gerekir, iyidir.

Kitabın ön siparişi iyi olur, yazarı dilimizde az da olsa biliniyor, daha çıkmadan iki-üç baskı biter diyordum. Bitmedi! Roza Hakmen’in dilimize tertemiz aktardığı bu edebiyat ziyafetine ilişkin, her şey hakkında tonlarca madde girilen, Türkiye’nin en çok ziyaret edilen sitelerinden biri olan Ekşi Sözlük’te bile üç madde gördüm.

Satışlar da tavana vurmadı. Gerekmez mi diyorsunuz? Neden? En azından şu yüz binlerce basıp satılmayan; satılsa da işe yaramayıp zamanla köşede bırakılan; okunsa da insanda iz bırakmayan; bıraksa da yaralamayan; yaralasa da öyle pek acıtmayan; insanın tek satırını bile kimseyle paylaşma isteği duymadığı; marketlerde bozuk para üstü olarak verilen, süt şişelerinin karşı tarafında, daha ziyade parfümle diş macunları arasında duran o ipe sapa gelmez kitaplar kadar bile ilgi uyandırmadı, benim altını yeşil mürekkepli kalemimle çize çize okuduğum, sonunda yeşile dönen kitabım.

İnsan bu ülkede iyi edebiyat hep mi bu kadar yalnız bırakılacak diye ister istemez üzülüyor. Entelektüel ve aynı zamanda muhafazakâr ve hatta nasıl oluyorsa demokrat yazarlarımız da başını kendi cenahlarının padişah, sultan, iktidar düşkünü yazarlarından kaldıramadı ki görebilsinler…

Tanışalım: Marías, çocukluğunun bir kısmını babası Julián Marías’ın çeşitli üniversitelerinde ders verdiği ABD’de geçirdi. Yazarlığa on yedi yaşında yazdığı “Los Dominios Del Lobo” (Kurdun Toprakları) ile başlayan yazar Madrid Üniversitesi’nde İngiliz edebiyatı eğitimi gördü ve mezun olduktan sonra bir süre çevirmenliğe ağırlık verdi.

Hardy, Conrad, Nabokov, Faulkner, Kipling ve Shakespeare çevirileri yaptı. 1980’ler boyunca Madrid, Oxford ve Venedik’teki çeşitli üniversitelerde, ayrıca Boston’daki Wellesley College’da dersler verdi. Yanı sıra El País gazetesinin haftasonu ekinde yazılar yazdı, yazıyor. Meslektaşları bu enteresan adamı titiz, hızlı, tempolu, tarafsız ve stil sahibi olarak tanımlıyor. Dostoyevski, Woolf ve Kafka’yı kapalı bulan yazar ilhamını Shakespeare’den alıyor. Zorunda kalmadıkça kravat takmayan Marías’ın cep telefonu yok, bilgisayar kullanmıyor; Reina Redonda adlı bir yayınevi ve Madrid Plaza Mayor’da birbirinin aynı iki dairesi var. Dairelerden biri koyu, diğeri açık renk mobilyalarla çevrili. Hepsinde de duvarlar boyunca kitaplar…

Yazarın dilimizdeki kitapları: “Beyaz Kalp” (Gendaş, 1999), “Yarın Savaşta Beni Düşün” (Sistem, 1999), “Ufkun Öte Yanı” (Gendaş, 2000), “Duygusal Adam” (Sel, 2009) ve “Yazınsal Yaşamlar” (Can, 2008). “Yarınki Yüzün” ise Metis’ten çıktı.

Tarihle, zamanla, insanlarla hesaplaşmaya koyulan üçlemenin iki cildi yayımlandı. Her iki kitap da aslında tek günde geçiyor. Üçüncüsü de öyle olacak sanırım. Yazar, bir ana olay çevresinde büyük kurgu ustalığıyla birçok şeyi, geçmiş günleri, insan ilişkilerini ince ince örüyor, anlatıyor. Anlatmanın, yaşamanın, hatırlamanın, zamanın, rüyanın, kelimelerin, insanları tanımanın, güvenmenin, ayrılmanın, karşılaşmanın, inanmanın (“her şeye inanılan bir zaman vardır”), şiddetin, korkunun, susmanın zarafeti.

Üstelik kahramanımız hayat yorumcusu Jaime Deza’nın her olayın arasına ustaca iliştirdiği tespitler, özenli, dikkatli gözler için tek başına başka bir roman oylumunda. “Yarınki Yüzün” dünya edebiyat kamuoyunca yüzyılımızın en önemli kitaplarından sayılıyor. İlk yayımlandığında kırk dile çevrildi. Yaşayan en önemli yazarlardan sayılan Marías’ın önümüzdeki süreçte Nobel alması da olası.

Metne dair detay vermeyi özellikle istemedim; okur kitabı kendi keşfetsin, yol göstermeksizin yazılanın sokaklarında bile isteye kaybolsun diye düşündüm. Sadece, kitabın ilk cildinin, 155. sayfasından çok sevdiğim kısacık bir alıntıyı paylaşacağım: “Bazı insanlar onlara iyi davranmamızı, sadık olmamızı, onları savunmamızı, desteklememizi affetmezler.”

“Yarınki Yüzün”, Javier Marías, Çev: Roza Hakmen, Metis Yayınları

Remzi Kitabevi Gazetesi
Haziran 2012 

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir