Yazdan Kalan Öpüşler

 

rüzgârı unuttum, kırmızı bir atkı
yaz, yorgun bir tarife… her yere gidiliyor yazdan
kilisedeki vitraylar, sinema locaları
pullar dökülüyor sedeften ilçe postanelerine
yaz, bir er mektubu
neydi unuttum. bir şeylere gülüyordun orada
çocuktum bir gün, ah diyordum
ah bazı yağmurlardan sonra akşam olmasa
uzanıp ıslak camları öpüyordum

sahibi ölünce bir köşeye atılan terliklerin
birbirine uzanamayan hüznüydü yaz
nota defterlerine yazılmış dizelerdi
otobüste şeftali yiyen o kadını unuttum
komşu düğünlerinde dansa kalkılan günlerdi
suçsuzken bile özür dileyen çocukluğum
buz tutmuş bir dönme dolap…
dudaklarımı silemiyorum harflerden, otogar
bir asker fotoğrafı, orta kahve törenleri
sonra fal açıyor kirpiklerin
kahvedeki telveden, faldan öpüyordum

o nedir, bir mektup mu
masada kâğıt, kalem, çay bardağı
bardakta kaşığı unutmuşsun üç asır var
dokunup kalmış tanrısı zamanın
mermer o yüzden böyle beyazdır
kelebekler ölüyor, mumlar yanmış, İzmirlere gidelim
o yüzden bir mızıka çalınsa yazdır
bir şarkıyı çok seviyordun orada, hangisiydi unuttum
nakaratından öpüyordum

öyle oluyor canımın içi
bazı ağaçlar unutuluyor kış gelince, örnekse manolya
yaz, saçlarını tarıyor çarşıların
elinden tutmuş meyhanelerin, istasyonlar biliyor…
Büyükada, Viranbağ, Elif Mualla diye bir kadın
şair fotoğrafları duruyor masasında
anı olmuş hepsi, pansiyona dönüyorduk
huzurevinin bahçesinde, bir adam el sallıyordu
bütün yaz böyle geçti canımın içi
dingin, karanlık bir güz gelecek şimdi

orada bir şeye gülüyordun, gülüşünden öpüyordum…

yaz 2008, Maslak
Fotoğraf: Aslıhan Türel, Nusa Dua.


Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir