yeni bir sen…

o var ya o, bilsen
o sen de değilsin aslında
sende, daha derinde duran
sendeki bir sen

sen de ki ona
bendeki bir şeftalinin çekirdeği
alamadığım bir elbisenin sana
rengârenk etekliğidir, uçup gider
balkondan sonsuza ne güzel…

Bergama açıklarında bir gemi: Sen
başka dillerde bulunup Türkçe söylenen
ilk kez duyduğum bir melekçede
başka anlamlara gelen

fakat o da duruyor işte orada
tüm şiirlerin adına yazıldığı;
sen ona de ki, yanındaki pencerenin
karlı sabahlara uyanması
uyanırken de gerinip devirmesi
üstüme dağları durup dururken…

derken sarılmaların tazeliği
gözlerini kapayanlardan kalan
rüzgârlı bir dalgınlık, öpüşürken

sen değilsin o
ben, sendeki bir seni arıyorum
bulacağım, bulmuştum onu yeniden…
sen değilsin dediğime de bakma
sen, suda büyüyen nefis nilüfer
şimdilerde çiçeklendin kendiliğinden

aydınlık bir şeysin de ince, kesik
o, sen değilsin dedim diye gücenme!
her şeyin başladığı yersin sen
bir elma ısırılınca kararıyor
havada aşkla buluşup yavaşça…
o, senin yanında bir savaştır anca
kaybedilmiş, daha başlarken

şiirlerde durur o, aslında yok, kâğıt
kaybolur, eskir zamanla dize de
kelimelerdir sonsuz olan sadece
sense, günün birinde bitse bile
bende o ilk günkü gibi kalacaksın
eski, yeni, her zaman, yeniden
o, hep yeni bir sen…

camyaz
sonbahar, kış 2019

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir